ANASİYASETVİDEO

Nikol Pashinyan’ın BM’deki konuşması: Türkiye Ermeni milletinin güvenliğine tehdit olmakta. Video (Türkçe).

New York’a yaptığı çalışma ziyareti çerçevesinde Başbakan Nikol Pashinyan, BM Genel Kurulunun 74. Oturumunda BM merkezi ofisinde bir konuşma yaptı.

Aşağıda Ermenistan Başbakanı’nın konuşmasından bir alıntı sunuluyor:

“Saygıdeğer Bayanlar ve Baylar,

Ne yazık ki, gezegenimiz bu yıl bizim için daha güvenli bir yer olmadı. Dünyada komşu bölgedeki gerilimlerden zarar görmediği veya etkilenmediği herhangi bir bölge bulmak zor. Türkiye ile sınırı da dahil olmak üzere, Ermenistan’ın 4 sınırından ikisi, yaklaşık otuz yıldır kapalı.  Ermenistan ile diplomatik ilişkiler kurmayı reddeden ve Azerbaycan’ı Ermenistan ve Dağlık Karabağ’a karşı destekleyen Türkiye, bir zamanlar Soykırım mağduru olmuş ve tarihsel gerçekliğin ve şiddetli direnişin inkarına tanık olan Ermeni halkı için ciddi bir güvenlik tehdidi olmaya devam ediyor.

Sayın Başkan,

Komşularımız ve stratejik ortaklarımız arasındaki farklı gerilimler bizi çok rahatsız ediyor. Rusya bizim ana stratejik ortağımız ve müttefiki, Gürcistan ve İran bizim stratejik komşularımız. ABD, Avrupa Birliği ve üye ülkeleri ile stratejik bir gündem ve ortaklığımız var. Ortaklarımız arasındaki anlaşmazlığın tuzağına düşmek bizim için ciddi bir meydan okuma, çünkü herkes tarafından yanlış anlaşılma riski altında bulunuyoruz. Kimseyle ilişkilerimize zarar vermeden, güvenilir bir ortak ve herkese iyi bir arkadaş olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bölgemizin jeopolitik ortamını daha güvenli hale getirmek için çaba göstermeye devam edeceğiz.

Bayanlar ve Baylar,  

Dağlık Karabağ sorununun barışçıl çözümü bölgemizin istikrarı ve güvenliği için kilit öneme sahiptir. Görevimin   ilk gününden itibaren, bu bağlamda adımlar attım. Bu amaçla Dağlık Karabağ ihtilafına verilecek herhangi bir çözümün Ermenistan, Dağlık Karabağ ve Azerbaycan halkları için kabul edilebilir olmasının gerektiğini belirten bir açıklamayı yaptım.

İhtilafın çözümü konusunda böyle bir pozisyon ifade eden ilk Ermeni lideri olduğum dikkat çekici. Bu yaklaşımın ihitlafın barışçıl bir çözümünün anahtarı olduğuna inanıyorum, çünkü bu uzlaşma, karşılıklı saygı ve denge olasılığı anlamına geliyor.

Bu formülü sadece halka değil, aynı zamanda AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanlık görüşmeleri çerçevesinde de sundum.  İleriye gitmek için benzer bir açıklamayı  Azerbaycan’dan da  bekliyordum. Ancak, Azerbaycan’ın en yüksek makamları, yalnızca Azerbaycan halkı tarafından kabul edilebilecek olan Karabağ sorununa bir çözüm arayışı içinde kaldılar.

Gerçekten bu ne anlama geliyor?  Bu, Azerbaycan makamlarının bu çatışmayı çözme niyetinde olmadığı anlamına geliyor. Bunun yerine, Dağlık Karabağ halkını kazanmak istiyorlar. Uzlaşmak istemiyorlar. Amaçları, Dağlık Karabağ halkına 1990’larda ve 2016’da başarısız saldırganlık eyleminin intikamını almaktır. Bu nedenle kendi halkı arasında Ermeni karşıtı düşünceleri karıştırıyorlar, bu yüzden silahlanmak için büyük paralar harcıyorlar ve bu nedenle Ermeniliğe karşı nefret halihazırda Azerbaycan’ın resmi politikası haline gelmiştir.

Aslında, karşıtımız Dağlık Karabağ’da Sovyet zamanlarının durumunu yeniden kazanmak istiyor. Ancak bu boş bir çaba, zira Dağlık Karabağ Özerk Bölgesinin halkı kendi bağımsızlığını ilan etmesi ve kendi kaderini tayin etmesi hakkını Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği’nden ayrıldığı gibi kullandı. Azerbaycan’ın bu pozisyonu, Sovyetler Birliği’ni restore etme fikriyle aynı.

Azerbaycan hükümeti Dağlık Karabağ ihtilafını Ermenistan ile Azerbaycan arasında bir toprak ihtilafı olarak sunuyor. Çatışmanın böyle bir yorumuyla aynı fikirde değiliz. Bu, Ermenistan ve Azerbaycan arasında bir ihtilaf değildir. Bu ihitlaf toprak talepleriyle ilgili değildir. Erkekler, kadınlar ve kendi atalarının yüzyıllar boyunca yaşadıkları gibi vatanlarında yaşama hakkı söz konusudur.

Maalesef, Azerbaycan makamları bu insanlarla konuşmak istemiyor, çünkü halkı değil, toprağı  istiyorlar. Daha doğrusu, insanlar olmadan alanları istiyorlar.

Bayanlar ve Baylar, 

Neden bu konuya değinidiğimi açıklamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bölgedeki gerginliğin artmasına katkıda bulunmak istiyor gibi görünebilirim. Tabii ki değil, aksine, Dağlık Karabağ sorununun, bölge halkları için sert ve tutarlı bir çalışma olmadan, karşılıklı saygı ve dengeli bir yaklaşım olmadan çözülemeyen çok zor ve acı verici bir mesele olduğunu söylemek isterim.

Bu yüzden, meslektaşım Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i barış sürecinde ilerleme için şartlar yaratma kararını kabul etmeye çağırıyorum. Dağlık Karabağ ihtilafına yapılacak her türlü çözüm Ermenistan, Dağlık Karabağ ve Azerbaycan halkı için kabul edilebilir olmalıdır. Bu formülü gerçeğe dönüştürmek için birlikte çalışmalıyız.

Bölünme çizgileri ve çatışma politikalarına karşıyız. 21. yüzyılda saçmalık olan ancak bölgemizde hala var olan kapalı sınırlara karşıyız.

Soykırımın dehşetini yaşayan bir millet olarak,   bölgelerimizde karşılıklı anlayışı ve barışı savunuyoruz.

Gerçekçi olmayan askeri üstünlüğün umutlarına dayanan tırmanma politikası ve silahlanma yarışının Güney Kafkasya’da bir geleceği yok.

Bölgemizdeki halklar, refah yaratmak, çocuklarını eğitmek ve parlak bir gelecek inşa etmek için özgür ve barışçıl yaşamayı hak ediyor.

Dikkatiniz için teşekkür ederim.” 

Daha fazlasını göster
Back to top button
Close