DÜNYATOPLUM

Kadınlardan gelen acil çağrıların yüzde 20’si ‘ısrarlı takip’ten: Evini, işini değiştirenler var

Sputniknews.com- Türkiye’de kadına yönelik şiddet yeni bir boyut kazandı. Sapıklar, üniversite sınav kâğıdından, kafedeki kredi kartından, uçaktaki biletten, hastanedeki hasta kaydından kadınları kendilerine hedef seçiyor. Sosyal medyadaki ‘Israrlı takip’ nedeniyle evini ve işini değiştirmek zorunda kalan bile var.

Kimi zaman sosyal medya paylaşımları üzerinden, kimi zaman da günlük hayatın içinde insanların kişisel bilgilerini ele geçiren kişilerin ‘ısrarlı takip’ (stalking) ve tacizi yeni bir şiddet alanı oluşturdu. Mağdurlar arasında eşiyle bir mekânda otururken yaptığı paylaşım sonrası garson tarafından ‘sosyal tacize’ maruz kalan da var, açıköğretim sınavındaki sınav kâğıdından bilgilerini öğrenen salon görevlisi tarafından ilişki teklifi alan da… Hastanedeki sıra ekranından ismini ‘kaptırıp’ günlerce ısrarlı buluşma teklifleri alanlar ise cabası… Daha çok kadınların maruz kaldığı ve çoğu zaman ev ve işlerini değiştirmek zorunda kaldığı ‘ısrarlı takip’ olaylarının sayısında ise son zamanlarda ciddi bir artış yaşandı.

Hürriyet gazetesinden Emre Eser’in haberinde konuyla ilgili görüşlerine yer verilen Avukat Tuba Torun, ısrarlı takibin birden fazla suç hali oluşturduğunu belirtti.

Torun, “Bu çok yönlü bir taciz süreci. Aslında büyük bir rahatsızlık ve mağduriyet var. Tacizin yanında, kişisel bilgilerin ihlali ve görevi kötüye kullanma gibi suçları da kapsıyor. Çoğu zaman tehdit ve şantaj süreci de yaşanıyor” dedi.

 “Burada bütün suçları bir arada değerlendirip en üst limitten ceza uygulanması lazım” diyen Torun, “Çoğu mağdur ilk başta takip ve taciz edildiğinin farkına varamıyor. Kısa sürede saplantıya dönüşüyor. Bunu artık kendilerine iş haline getirmiş kişiler var ve sayıları sürekli artıyor. Bir şekilde bilgilerinize ulaşıp taciz ediyorlar. Bu konuya eğilmemiz lazım. Kadınların bu durumdan rahatsız olduğunu ve bu davranışı sonlandırması gerektiğini karşı tarafa bildirip hızla savcılığa suç duyurusunda bulunması gerekiyor. Mutlaka mesajların ekran görüntülerini alın. Gerekirse onları ifşa edin. İfşa edildiklerinde geri adım atabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, “Süreç ilerledikçe durum çok tehlikeli bir boyuta ulaşıyor. Acil durum çağrılarının yüzde 20’si ısrarlı takip olaylarından kaynaklı. Bu kişiler bir şekilde kişisel bilgileri ele geçiriyor. Uçakta maillerine bakan bir kadının adını soyadını alıp onu tespit edip evine kadar gelen var. Sayılan sürekli artıyor” dedi.

Güllü, “Hastanede, nüfus müdürlüğünde ya da başka bir yerde sizin isminizi görmesi yeterli. Çoğu zaman paranoyak bir iletişim süreci yürütüyorlar. Bu duruma uğrayanların günlük hayatları sekteye uğruyor. Evini işini değiştirmek zorunda kalıyorlar. Ancak bu durumun cezası çok net değil. Bunun daha net sınırlarla tanımlanması gerekiyor. Bu şekilde en son birisine elektronik kelepçe takıldı” diye konuştu.

Haliç Üniversitesi Öğretim üyesi Psikiyatrist Dr. Ayhan Akcan ise, “Paranoyak, hafif narsist ve antisosyal olarak tanımladığımız bu tipi toplumda her 3 kişiden birinde görebiliyoruz. Ancak sosyal medyanın yaygınlaşması ile bu tipler çok daha fazla kendilerini göstermeye başladı. Çok sayıda vaka ile karşılaşıyoruz. Egosunu yenememiş bu insanlar karşısındakine verdiği zararın farkında değil. Hastalıklı tipler yaptığının suç olduğunu bilse bile bu durumdan zevk alıyor. Dürtülerini kontrol edemiyor” dedi.

Daha fazlasını göster
Back to top button