ANASİYASET

Türkiye “kırmızıçizgileri” geçmeye hazır değil

Hayk Gabrielyan: Türkiye’nin “kırmızıçizgileri” geçmeye hazır olduğu düşüncesine katılmıyorum.

Hayk Gabrielyan, Tavuş olaylarından sonra Türkiye’nin sert tepkisi, Azerbaycan’ın Nisan olaylarından sonra bu sefer de mevzii, bölgesel kayıplar vermiş olduğuyla ilgili olup, Türkiye’nin duruşunu sertleştireceği anlaşılırdır demekte ve Uluslar arası ve Güvenlik Sorunları Ermeni Enstitüsü uzmanı, Türkolog Hayk Gabrielyan “Araçin Lradvakan” ajansına vermiş olduğu mülakatta ve şöyle sürdürmektedir. “Türkiye’nin “kırmızıçizgileri” geçmeye hazır olduğu düşüncesine katılmıyorum. “Kırmızıçizgi” geçmek benim için Türkiye’nin Ermenistan’a doğrudan saldırması demektir. Türkiye en ucuz fiyatlarla Azerbaycan’dan gaz almaktadır, geçen yıl Azerbaycan gazının ithali %30 artmıştır. Bu sayede de Azerbaycan geçen yıl, İran’ın önüne geçerek, Türkiye’nin ikinci büyük gaz tedarikçisi olmuş, bu yıl Rusya’yı da geçerek, en büyük tedarikçi olmuştur.

Bu ise, Azerbaycan’ın öneminin Türkiye için arttığı oranda, Türkiye’nin de Azerbaycan’la ilgili konularda o oranda hassas olduğu anlamına gelmektedir. Tabii ki konu “Bir millet iki devlet” olarak anılan blöfle ilgili değildir. Asıl konu Türkiye’nin Azerbaycan’daki büyük çıkarlarıyla ilgilidir.

Tam da bu sebepten dolayı Türkiye’nin sert tepkilerinin bir numaralı hedefinin Ermenistan’dan ziyade Rusya olduğunu düşünüyorum.

Türkler, Azerbaycan gazının alımının Rusya’nın Türkiye üzerindeki etkisini hemen-hemen ortadan kaldırmış olduğundan dolayı Rusların Azerbaycan’ı cezalandırmayı deneyip, böylece kendilerine zarar vereceğinden endişe duymaktadırlar. Türkiye’nin gaz ihtiyacının %55-60 kadarını yıllar boyu karşılayan Rusya’nın payı günümüzde %10’a kadar düşmüştür. Bunun haricinde, Ekim ayından itibaren Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya akışı başlayacak olup, bu durum Rus gazının Avrupa’daki konumuna belli bir darbe indirecektir. Diğer bir deyişle Türkiye, hayli sert söylemleriyle Azerbaycan’daki ekonomik çıkarlarını savunmaya hazır olduğunu Rusya’ya anlaşılır kılmaktadır”.

Günümüz Türkiye yöneticilerinin bu denli sert tepki vermesinde önemli bir etken daha vardır. “Yeni Türkiye” yöneticileri, eskiden “eski Türkiye” yöneticileriyle alay etmiş, 1990 yıllarında Türkiye’nin zayıf olup, “Karabağ işgalini” önleyememiş olduklarını, aynı zamanda, kendi “yeni Türkiye’lerinin” son 300 yıldır en güçlü Türk devleti olduğunu açıklamış olduklarından dolayı, bunu fiilen kanıtlamaları gerekmekte olup, henüz bunu gösterememişlerdir. Olayın, Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imajıyla ilgili olduğundan dolayı Bu faktörü azımsayamayız.

“Türkiye’nin 2010 yılında Azerbaycan’la imzaladığı karşılıklı askeri yardım antlaşmasının 3. maddesinde, iki ülke arasında, savunma ve askeri teknoloji alanında sıkı işbirliği öngörülmektedir. Lakin 2. madde daha da önemli olup, şöyle formüle edilmiştir “Taraflardan biri üçüncü bir ülke veya ülkeler tarafından silahlı saldırıya maruz kaldığında, taraflar tüm imkânları kullanarak birbirlerine yardım edecektir”.

Türkiye’nin, “Azerbaycan’a yönelik saldırgan tutum sergiliyor” diyerek Ermenistan’ı sert bir şekilde suçlamasını bu bağlamda hatırlamakta fayda var. Türkiye’nin anlaşmayla sabit olan sorumluluklarını yerine getirmediği veya sadece 3. maddeyi yerine getirdiği gibi bir durum hâsıl olmaktadır, lakin Azerbaycan’ın çok daha arzuladığı 2. Madde uygulanmamıştır. Türkiye’nin 2. Maddeden gelen sorumluluğu gerçekleştirmesi üzerine, bu durum “kırmızıçizginin” ihlali anlamına gelirdi. Genelde ise Ermenistan’ın sürekli, kesintisiz, çok yönlü olarak gelişmesini isterdim, bu durum ülkeyi daha korunmalı ve bölgesel ciddi bir oyuncu (su faktörünün de gelişmesi açısından) duruma getirir ve yabancı güçlerin kaprislerinden de uzak tutar” diye belirtmektedir Gabrielyan.

Daha fazlasını göster
Back to top button
Close