ANASİYASET

Rus askeri Nahcivan’a girer mi?

Rus askeri Nahcivan’a girer mi?

Tavuş bölgesindeki askeri faaliyetlere yönelik Türkiye’nin sert tepkisi, özellikle Rus basını ve siyaset kulislerinde geniş çaplı bir tartışma başlatmıştır. Çatışmaların Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün sorumluluk bölgesi dâhilinde gerçekleşmesinden dolayı bu askeri-siyasi birliğin ve onun öncüsü konumundaki Rusya’nın tepki vermesi gerekiyordu. KGAÖ’nün tepkisi her zamanki gibi fıkra mahiyetindeydi. Önce KGAÖ’nün internet sayfasında bu sorunun görüşüleceğine dair açıklama yayınlandı, ardından da bu görüşmenin ertelendiği bildirildi. Bunun yerine KGAÖ’nün sayfasında Margarita Simonyan’ın sosyal ağlarda yayınladığı rezilane yazısı hâsıl oldu, ardından da “teknik hata” nedeniyle tekrar çıkartıldı. Ortada hiçbir hatanın var olmadığı anlaşılırdı. KGAÖ, kendi beceriksizliğini örtmek için bu sayede durumu “dengelemek” istemekteydi.

Rusya’nın tepkisi haliyle daha elle tutulurdu ve Moskova, farklı resmi kanallardan askeri bir müdahalenin sonuçları konusunda Ankara’yı uyardı, aynı zamanda Güney bölgesinde tatbikatlar başlatıldı, üstelik askeri kaynaklara istinaden nükleer silahların da katılımıyla.

Türkiye’nin olası müdahalesi, yani KGAÖ’nün sorumluluk bölgesinde Türk askerlerinin peyda olmasıyla ilgili konunun uzmanlarının görüşleri, bu durumun 1921 Rus-Türk antlaşmasının ihlali olacağından dolayı, Rusya’nın da Nahcivan’a asker gönderebileceği yönündeydi. Genel olarak Nahcivan konusu son zamanlarda bölgesel tüm olaylarda anılmaktadır. Asıl konu, bu bölgenin de KGAÖ’nin sorumluluk bölgesi dahilinde olması ve bugünkü statüsünün garantörlerinden biri de Rusya’nın olmasıdır.

1920 yılında Ermenistan’ın işgali sonrasında Nahcivan, 1921 Rus-Türk antlaşmasıyla Bakü’nün vasiliğine bırakılmıştır. Lakin bölgenin giderek daha fazla Türkiye’nin etkisi ve tahakkümü altına girdiğinden dolayı, bu antlaşma Nahcivan’la ilgili olarak de facto ihlal edilmiştir. Türkiye, bölgede askeri ve ekonomik temsilcilikler açmış olup, bölgeyi Ermenistan’ın işgali sonucunda Türkiye’ye geçmiş olan Kars vilayetiyle entegre etme siyaseti gütmektedir. Bölgenin etnik yapısını değiştirmek amacıyla, Nahcivan’ın “fazlalık nüfusu” Kars ve Iğdır’a nakledilmekte, karşılığında Türkiye’nin kontrolü altında bulunan ve Yakın Doğu’dan getirilen militan gruplar buralara yerleştirilmektedir.

Bu açıdan, KGAÖ’nin sorumluluk alanında Türk askerlerinin bulunmasının haricinde, Nahcivan’ın statüsü de, de facto değişmiş olmaktadır. Nahcivan’ın bölgesel önemini azımsamak mümkün olmayıp, günümüze kadar bölgenin siyaset, iletişim ve daha farklı açılardan özgün bir “tıpa” fonksiyonu görmektedir.  

Rusya günümüzde yüz yıl önce Ermenistan’a yönelik yürütmüş olduğu siyasetin meyvelerini toplamaktadır. Yüz yıl içinde Rusya’nın “sorumluluk sahası” içinde bulunan Ermenilerle meskûn bölgeler, Doğu Ermenistan’ın Türkiye’ye peşkeş çekilen bölgeler de dahil olmak üzere, Nahcivan’dan Gence ve Bakü’ye kadar katastrofik bir şekilde azalmıştır. Ermeni halkının gücü ve sübjeliğine yönelik Rus korkusu, Rusya’nın jeopolitik açıdan Türkiye’ye yamanmasına yol açmış, bu durum da nihayetinde Moskova devletini ciddi sorunlarla baş başa bırakmıştır. Bu durumu, Ermenistan’la gerçek bir stratejik birlik kurmak suretiyle düzeltmek mümkün müdür? Bu arada, Moskova Ermeni cemaatinin organize olma tezahürleri Azerbaycanlı güruhun saldırılarına maruz kalmakta, Moskova ise, Yerevan ve Bakü’ye yönelik “eşitlik” siyaseti saikasıyla Ermenistan’a “münasebetsizce” yaklaşmaktadır.

Daha fazlasını göster
Back to top button
Close