ANASİYASET

Azerilerin elinden kan damlıyor

Koyun postuna bürünmüş Azerbaycan, esaret altındaki Ermenilerden tanıklık istiyor

Karabağ ihtilafı sırasında binlerce insan esir alındı ​​ve kayboldu.

Azerbaycan işkence hücrelerinde onlarca insan öldürüldü.

Nispeten barışçıl zamanlarda bile, yanlışlıkla Azerbaycan tarafında geçen Ermeni köylerinden siviller hemen sabotajcı ilan edildi.

“En iyi” durumda yargılandılar, en kötü durumda ise, ki genellikle bu şekilde oldu, kişi anlaşılmaz koşullar altında öldü.

Pek çok kanıt var, sadece birkaçını sayalım.

11 Eylül 2010’da Çambarak bölgesine bağlı Ttu Jur köyü sakini Manvel Saribekyan, Şamşad yönünde Azerbaycan silahlı kuvvetleri tarafından yakalandı.

Saribekyan, yakalandığı sırada Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nde görevi olmayan bir sivil, bir çobandı.

Buna rağmen Azerbaycan Savunma Bakanlığı, yakalanan sivili “sabotajcı” olarak sunma fırsatını kaçırmadı.

5 Ekim gecesi Saribekyan’ın bir Azerbaycan hapishanesinde asılarak intihar ettiği iddia edildi.

Ermeni tarafı, Sarıbekyan’ın ya öldürüldüğünü ya da intihara sürüklendiğini düşünüyor.

Bu ise, Azerbaycan tarafının bir ay boyunca Saribekyan’ın cesedini iade etmeyi reddetmesi ile doğrulanmaktadır.

Azerbaycan tarafı Manvel Saribekyan’ın cesedini ancak 4 Kasım’da Ermenistan’a teslim etti.

Saribekyan ve Balyan, Azerbaycan’a karşı davasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Manvel Saribekyan’ın ölümüyle ilgili olarak İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin (yaşam hakkı) ve 3. maddesinin ihlal edildiğine (işkenceyi ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezayı yasaklayan) karar verdi.

 Mahkeme, Azerbaycan’ın davacılara 60.000 avro manevi tazminat ve 2.200 avro mahkeme masrafı ödemesi gerektiğine karar verdi.

7 Ağustos 2014’te Ermenistan’ın Tavuş bölgesine bağlı Çinari köyü sakini Karen Petrosyan esir alındı.

8 Ağustos’ta Azerbaycan tarafı, tutuklunun sözde “kalp yetmezliği” nedeniyle ölümüyle ilgili bir açıklama yaptı.

Karen Petrosyan’ın naşı ancak 10 Ekim’de, ancak çeşitli uluslararası kuruluşların temsilcileri tarafından benzer bir yaklaşımın kabul edilemezliği konusunda Azerbaycan makamlarına sayısız uyarı yapıldıktan sonra teslim edildi.

Azerbaycan makamları, haliyle, Karen Petrosyan’ın ölümünün gerçek nedenlerini bulmak için herhangi bir soruşturmada bulunmadı.

Tavuş ilçesine bağlı Verin Karmir Ağbür köyünde yaşayan 77 yaşındaki Mamikon Khocoyan, 28 Ocak 2014’te Azerbaycan tarafından esir alındı.

Akıl hastası olan bu yaşlı adam dahi “sabotajcı” olarak kabul edildi.

Azerbaycan, Mamikon Khocoyan’ı ancak 4 Mayıs’ta iade etti.

Yaşlı adamın vücudunda çok sayıda kırık ve yaralanma ile şırınga izleri bulundu.

Başından geçenlere dayanamayan Khocoyan hayatını kaybetti.

Ölümünden sonra yapılan inceleme sonucunda, yaşlı adamın vücudunda petrol ürünleri ve psikotrop madde izlerine rastlandı.

Tüm yaralar, işkence gördüğünü göstermekteydi.

Ermeni tarafı, Karen Petrosyan ve Mamikon Khocoyan ile ilgili her iki davada da AİHM’e başvurdu.

Ermenistan’ın Tavuş bölgesine bağlı Hağartsin köyünde ikamet eden Arthur Badalyan, 9 Mayıs 2009’da ormanda kaybolmuş ve esir düşmüştü.

Sadece bir buçuk yıl sonra, 8 Kasım 2010’da, Azerbaycan tarafı, ele geçirildiğini doğruladı.

Bundan önce Azerbaycan, Badalyan’ın esaret altında olduğunu tamamen reddetmekteydi.

Badalyan, 17 Mart 2011 tarihinde ülkesine döndü.

Onun davası da AİHM’de bekliyor.

Azerbaycan’ın Nisan 2016’da Karabağ’a saldırısı sırasında köyü zamanında terk edemeyen üç yaşlı, Taliş köyünü işgal eden Azeri haydutlarının kurbanı oldu.

Valera Khalapyan ve eşi Razmela ile 92 yaşındaki Marusya Khalapyan kurşunlandı, haydutlar yaşlıların kulaklarını kesti.

Azeri katiller esirlerin başlarını, kulaklarını ve ellerini keserek “ganimetleri” ile fotoğraf çektiriyorlardı.

Bu suç devletinin başkanı, öldürdüğü Kâram Sloyan’ın başıyla fotoğraf çektiren haydudu şahsen ödüllendirdi.

Daha önce Ermeni subayı Gurgen Markaryan’ın başını uykusunda baltayla kesen Ramil Safarov’u ödüllendirdiği gibi.

Azerbaycan işkence hücrelerinde hayatını kaybedenler maalesef tanıklık yapamaz.

Ancak, Azerbaycan hapishanelerinin dehşetinden kurtulmayı başaran insanlar var.

Bunlar arasında ünlü blog yazarı Alexander Lapşin var.

11 Eylül gecesi, gözaltındayken, birkaç maskeli adam tarafından ciddi şekilde dövüldü ve boğma denemesinde bulunuldu.

Bakü’ye göre, Alexander Lapşin intihara teşebbüs etmişti (kural olarak, Azerbaycan cezaevlerinde öldürülenler intihar etmiş ilan ediliyor).

Lapşin aynı gün affedildi ve serbest bırakıldı.

AİHM, Azerbaycan’ı blog yazarı ve gezgini öldürme denemesinden ve ona karşı vahşice işkence uygulanmasından dolayı suçlu buldu ve 30 bin avro ödemeye mahkum etti.

Azerbaycan’da Ermeni düşmanlığı öyle bir boyuta ulaştı ki, Azerbaycan makamları, Ermenilerin eline düşen kendi askerlerini acımasızca uzun hapis cezalarına çarptırdı.

Bu utanç verici uygulamaya, ancak Avrupa’nın baskısı altında son verildi.

Yeni savaş, Azerbaycan ordusunun çeşitli suçlarda yeni “zirvelere” ulaşmasına izin verdi.

Yalnızca güvenilir verilere göre (daha birçoğu da henüz kanıtlanmamıştır), Azerbaycan esaretinde yirmi Ermeni esir işkence gördü.

Bunlar arasında kadınlar da vardır.

Azeri askerlerin yakalanan Ermenilerin kafalarını kestiğine dair internette hala birçok video var.

85 yaşındaki Hadrut sakini Evgenia Babayan yakalanarak Bakü’ye gönderilmişti.

Babayan, “çok kötü muamele gördüm, hayvan gibi davranıyorlardı”,- dedi.

Babayan, Azerbaycan polis teşkilatı çalışanlarının onu Paşinyan’ın iyi olmadığını, bu savaşı başlatan kişi olduğunu söylemeye zorladıklarını söylemektedir.

“Onun suçlu olduğunu söylediler ama ben Hadrut’un bizim olduğunu söyledim.

Beni filme çekiyorlardı, farklı sorular soruyorlardı ve ben de dedikleri gibi cevaplıyordum.

Sonra polisin üçüncü kısmına yollandım, orada biri sivil giyimli genç, diğeri yaşlı iki Ermeni daha vardı.

Genç adamın ellerini ayaklarını bağlamış, gözlerini kapatmış, bir köşeye atmışlardı ve sırayla tekmeliyorlardı.

Yaşlı adamın ellerini kırmışlardı ve öylece oturuyordu”,- diye anlatmaktaydı yaşlı kadın.

“Bahsettiğim genç adam mavi gömlekliydi, yalınayaktı.

Üçüncü gün, bir çuvala atıldı ve bir arabaya sürüklendi ve içine atıldı.

Diğer adam ve ben de bir arabaya bindirilip Bakü’ye götürüldük ve diğer iki Ermeni bilinmeyen bir yöne götürüldü.

Sonra bana, boğazlarının kesilerek öldürüldüklerini söylediler,- dedi Babayan.

Uluslar arası Kızıl Haç Komitesi’nin yardımıyla 28 Ekim’de Gürcistan’a nakledilen Babayan, daha sonra ambulansla Ermenistan’a nakledildi.

85 yaşındaki Hadrut sakini Mişa Melkumyan esaret altında öldü.

Azerbaycan makamları yaşlı Karabağlının cesedini Ermeni tarafına teslim etti.

O yaşlı nine ve dede Karabağlıydı.

Hasta yaşlıların esareti, Azerbaycan makamlarının Karabağ’daki tüm Ermenilere karşı tutumunu, “ganimet parkı” oluşturulması ise, genel olarak Ermenilere karşı, herkesin heykeller üzerinde öfkesini ifade edebileceğini en iyi şekilde göstermektedir.

Azerbaycan cezaevlerinde kaç esirin bulunduğu bilinmiyor.

Azerbaycan makamları bilgi vermeyi, onları serbest bırakmayı reddediyor ve esirleri elinde tutmak ve pazarlık yapmak için esirleri “terörist” olarak adlandırıyor.

Sürekli bir şeyler talep etmek, mayın tarlalarımızın haritalarını ve daha başka şeyler talep etmek.

Bunlara paralel olarak, Bakü’de esir Ermenilere karşı çeşitli uydurma davalar yürütülüyor.

Bütün bunlar Azerbaycan makamlarından beklenilir.

Başka bir yenilik var.

Sahnelenen yargılamalara katılanlar, tutukluluk sürelerinin hijyenik koşulları hakkında tanıklık etmekle yükümlüdür.

“Ermeni medyasının kendilerine işkence yapıldığını yaymasına rağmen, duruşmaya güçlü, sağlıklı ve fiziksel şiddet izi olmadan geldiler.

Dava sırasında her birine söz hakkı verildi ve hiçbiri baskıdan, özellikle işkenceden şikâyet etmedi”,- dedi Aliyev’in propaganda sözcüsü.

Dergi esirler hakkında şöyle yazmaktadır: “Kimse kötü muameleden şikâyet etmedi, aksine hepsi de kendilerine yapılan muamelenin uluslararası insancıl hukuk normlarına uygun olduğunu kabul etti.

Bol-bol yediriyorlardı, hiçbir fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalmadılar, kitap bile verdiler.

Böylece Ermeni vaizlerin ‘savaş esirlerine’ karşı Azerbaycan karşıtı kampanyaları buhar oldu.”

Eşsiz bir “övgü” içindeki her paragraf ya “hümanizm” ya da “insanlıktır”.

Kuzu kürkü giymiş Azerbaycan makamları kendilerini güncel, “insani” ve “insancıl” bir biçimde sunmaya çalışıyorlar.

Gerçekte ise, işkence eden, kafa kesen ve zincirlerle insan boğanların ellerinden hala kan damlıyor.

Daha fazlasını göster
Back to top button