ANASİYASET

Türkiye ile ilişkileri normalleştirilmesi

Tek taraflı tavizler için Ermenistan’a sert baskı yapmaya çalışmak, Türkiye için yanlış olur

Küreselleşme ve Bölgesel İşbirliği Analitik Merkezi başkanı Stepan Grigoryan, “Ermeni-Türk yakınlaşma sürecinin yadsınamaz önemi göz önüne alındığında, muhaliflerinin, özellikle Ermenistan’da 5. kolu temsil edenlerin görüşüne hiç katılmıyorum”,- dedi.

“Sonuç ne olursa olsun, bu süreci başlatmak gerekiyordu.

Üstelik buradaki mantık sadece Ermenistan’ın yarı abluka koşullarında normal gelişiminin imkânsızlığı değil.

Muhalefetimiz nedense Rusya’nın kendisinin bizim topraklarımız üzerinden Türkiye’ye, Azerbaycan’a kara bağlantısı sağlamanın bir destekçisi olduğu konusunda sessiz kalmayı tercih ediyor.

Bu çerçevede, Türkiye ile ilişkileri normalleştirmenin yolu doğru gibi görünüyor.

Bölgenin blokajını kaldırmanın Ermenistan’ın aleyhine olmayacağı düşünülürse bile”,- dedi.

Grigoryan, Rusya’nın müttefik yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda Ermenistan’ın komşusuna karşı politikasını yumuşatması gerektiğini vurguladı.

Uluslararası ilişkilerdeki jeopolitik ve küresel sürekli değişikliklerin arka planında ise, buna göre esneklik göstermek bir zorunluluktur.

Bu sürecin başarılı bir şekilde tamamlanması için beklentilerin büyük olmamasına rağmen, Grigoryan bunun uygulanmasını politik olarak doğru bir adım olarak görüyor.

Türkiye ile ilişkileri son dönemde oldukça gergin olan ABD ve AB tarafından Türkiye’ye yönelik kısıtlama mekanizmalarının varlığı nedeniyle.

Bu açıdan bakıldığında, Ankara’nın Ermenistan’dan tavizler elde etme pahasına Erivan’a sert bir baskı uygulamaya yönelik herhangi bir saldırgan girişimi, ona göre Türkiye için yanlış olacaktır.

Bu konu Brüksel’deki Paşinyan-Aliyev görüşmesinde de ele alındı.

Siyaset bilimci, ilişkilerin normalleşmesi sürecinde ön koşulların ileri sürülmesi veya Türkiye’nin bunlardan vazgeçmesine bağlı olmaksızın, Ermeni müzakerecilerin, Ermenistan’a yönelik de dâhil olmak üzere Ankara’nın politikasında değişiklik olasılığını her zaman dikkate almaları gerektiğine inanıyor.

Süreç bu ön koşullar olmadan başlasa bile, Türkler istedikleri zaman bunları ortaya koyabilir.

Bu bağlamda, müzakerelerin gündemini belirlerken, Türkiye’nin dış politikasının karmaşıklığı anlayışından hareket etmeyi gerekli görmektedir.

“Türkiye’nin ABD ve Avrupa Birliği ile ciddi sorunları var.

Arka planda düzenli olarak Rusya ile bazı taktik yakınlaşma konularını ele alıyor.

Ancak bu, Ankara’nın başka konularda Moskova’ya düşman olmasını engellemez.

Güney Kafkasya’da Türkiye ve Rusya’nın ortak adımları genel olarak karşılıklı memnuniyete neden olurken, Rusya’daki ayrılıkçı ruh halleriyle ilgili Ankara’nın açık desteği ve kışkırtması, Moskova’da açık bir şekilde memnuniyetsizliğe neden oluyor.

Burada yine durumun sürekli değişmesinin en önemli faktörünü görüyoruz.

Müzakereciler, Türkiye’nin olası önkoşulları haricinde, müzakere gündemine odaklanmalıdır.

Daha fazlasını göster
Back to top button