ANASİYASET

Türkiye siyasetinde Ermenistan’ın önemi

Türkiye’nin Kafkasya’daki yeni, geçici siyasi seyrinde Ermenistan’ın önemi

Yaklaşık bir yıldır, bölgedeki durum ve atmosferin niteliksel değişiminin olumlu eğilimleri gözlemlenmektedir.

Görünüşe göre, hemen tüm bölgesel çatışma merkezlerinde bu durum görülmektedir.

Başka bir deyişle, geleneksel “Arap Baharı” süreçlerinin başlamasından yaklaşık on yıl sonra, bölgedeki mevcut derin ve yeni sorunların çözümüne yönelik yaklaşımlar, esas olarak çatışmadan işbirliğine doğru değişiyor.

Bu eğilimlerin hem nesnel hem de öznel nedenleri vardır; bölgesel konularda çatışan çıkarların zıt doğası değişmediği için geçici olabilirler.

Sadece, çatışma yaklaşımıyla gerçekleştirilmeleri için siyasi, jeopolitik ve ekonomik fırsatlar büyük oranda tükendi.

Bu tür değişiklikler Türkiye’nin dış politikasına da yansımaktadır.

Aslında 2020, 44 günlük Artsakh savaşı ile son ocağın Güney Kafkasya olduğu,  Türkiye’nin revizyonist ve saldırgan politikasının dışavurumunun doruk noktası oldu.

Ankara o zamana kadar, Kuzey Afrika’da, Libya’da, Doğu Akdeniz bölgesinde, Basra Körfezi’nde, Katar’da, komşu Arap ülkelerinde (Suriye, Irak), Filistin’de vb. azami şekilde yerleşmişti.

Lakin önceki yaklaşımla dış politikada başarıya ulaşma şansı sıfıra düşmüştü.

Yukarıdakiler bağlamında, Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi süreci, Ankara’nın yumuşak güç kullanarak Kafkasya’da kendisini güçlendirme politikası çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Doğası gereği iki taraflı olmasının yanı sıra, aslında bölgede “3 + 3” ölçüsü ile güçlendirilecek yeni Türk ara yolunun önemli bir bileşenidir.

Sonuç olarak yukarıda bahsedilenler, Erivan’ın Ankara ile “eşitlik” ilkesine dayalı diyalog sürecindeki olanaklarını da artırmaktadır.

Diğer bir deyişle, Ermenistan ile diyalog başarısız olursa, Türkiye, Kafkasya’da kendisini tam olarak güçlendirme yönündeki siyasi rotada fiilen başarısız olacaktır.

Zira Azerbaycan ve Gürcistan’da derinleşme eğilimleriyle Türk etkisi dinamiği maksimuma ulaşmış olmakla birlikte, Ermenistan’da sıfır düzeyindedir.

Ayrıca, mevcut koşullarda, Türk tarafının “3 + 2” formatının enerjisi, Gürcistan buna katılmayı reddettiği için, yalnızca Ermenistan’ın konumuna bağlıdır.

Güney Kafkasya’da kaydedilen yukarıda belirtilen eğilimler, kesinlikle Batı için faydalıdır, ancak Ankara’nın konumunun güçlendirilmesinin, Rusya ve İran’ın hesabına olacağından dolayı, bu iki ülkenin çıkarlarıyla çelişmektedir.

Dolayısıyla, böylesine çok katmanlı bir çıkar çatışmasında Yerevan’ın dikkatli, açık fikirli ve ileri görüşlü olması gerekiyor.

Daha fazlasını göster
Back to top button