ANASİYASET

Jeopolitik “oyunlar”

Analistler, son Rus-Türk görüşmesini Ermenistan-Azerbaycan ve Ermenistan-Rusya temaslarıyla karşılaştırıyor.

Ermenistan ve Artsakh’ta son dönemde yaşanan olayların jeopolitik gelişmelerden büyük ölçüde etkilendiği bir gerçektir, ancak asıl soru bu bağlamda Ermeni çıkarlarının ne ölçüde korunduğudur.

Birçok Ermeni analist, Ermeni tarafının bir nesne haline geldiğini belirtiyor.

Arabulucular, sorunlarını Ermeni tarafının çıkarları pahasına çözmeye çalışıyor.

Paralellikler kurarsak, son Berdzor sorunu ve temas hattındaki yeni gerilim, Putin-Erdoğan görüşmesi sırasında ortaya çıktı.

Burada analistler, Berdzor’un 9 Kasım’dan sonra Rus barış güçlerinin sorumluluk alanı olduğunu unutmamamız gerektiğini vurguluyor.

Türkiye’nin, 9 Kasım tarihli üçlü deklarasyon sürecine aktif olarak müdahale etmesi, artık kimseye garip gelmiyor.

Analistlere göre dünkü Erdoğan-Putin görüşmesinin gözle görülür sonucu şu şekildedir.

Türk bankalarının şimdiden Rus “Mir” kartına yatırım yapması Putin’in isteğidir.

Erdoğan’ın kısmen Rus rublesi ile Rusya’dan gaz alacak olması, Putin’in isteğidir.

Tahıl yüklü üç gemi Ukrayna limanlarından Türkiye’ye, oradan da Rusya ve Birleşmiş Milletlerin kararıyla Trablus’a gitti.

Bunlar toplantı öncesi ve sonrasında açıklanan ekonomik ve ticari konular, ancak taleplerin ,”siyasi ticaret” önkoşulları ile karşılandığı aşikârdır.

Uluslararası siyaset bilimi uzmanı Ararat Kostanyan şunları söyledi:

“Putin ve Erdoğan arasındaki son görüşmede gaz sorunu, Karadeniz’deki geçişler sorunu ve Türkiye’nin buğdayla ilgili arabuluculuk yapması gibi ticari ve ekonomik konulara vurgu yapıldı.

Ancak bugün Ortadoğu’da var olan en büyük sorun bizim Artsakh sorunumuz ve Suriye sorunudur.

Geçenlerde Erdoğan-Putin-Raisi görüşmesinde bu konulara ağırlık verildi.”

Moskova’nın “isteklerine” karşılık Türk cumhurbaşkanının kendi “istekleri” olması doğaldır.

Erdoğan’ın uçakta yaptığı ve Artsakh’ın Azerbaycan’ın uluslararası kabul görmüş topraklarında bulunduğuna dair yaptığı açıklama da var.

Ermeni analistler, Berdzor’un azami üç yıl yerine, iki yıl dolmadan devir tesliminin buna uymasını dışlamıyor.

Özellikle, toplantıdan iki gün sonra, hem “Moskova” hem de “Türk” talepleri somut gelişmeler aldığında.

Küreselleşme ve Bölgesel İşbirliği Analitik Merkezi başkanı Stepan Grigoryan’a göre, “siyasi ticarette” Suriye konusunda veya NATO’da birbirini destekleme seçeneği olabilir.

“Bu konuların yanı sıra Suriye ve Libya çok ciddi bir şekilde tartışıldı, fakat sanki Karabağ o kadar da ön planda değilmiş gibi gözüktü.

Gerçekten de Rusya şu anda çok zor durumda, yaptırımlar “belini kırıyor”, feci bir durum, Putin, Zelenskiy ile görüşmeye hazır olduğunu kendisi söylemek istemiyor, bunu Erdoğan aracılığıyla söylüyor.

Demek ki Türkiye’nin talep ettiği fiyat çok yüksek ve Putin, karşılığında ne istediğini sordu.

Umarım artık Karabağ Erdoğan için o kadar önemli değildir, çok şey kaybettik, Azerbaycan kazandı ve umarım o (Türkiye-ed.) Karabağ’ı bu listeye dâhil etmemiştir.

Lakin her şey olabilir.

Nesne değil özne olmalıyız.

Akıllı, dengeli, fakat kesin adımlar atarsak özne oluruz.

Örneğin, KGAÖ’ye katılımımızı dondurabiliriz.”

Ermeni analistler için Rusya Savunma Bakanlığı’nın mesajı da bir muamma.

İlk bakışta, 6 Ağustos’ta Azerbaycan’ın Geğarkunik yönünde ateşkes rejimini ihlal ettiği ve bunun sonucunda Ermeni tarafından bir yaralı olduğu belirtiliyor.

Öte yandan mesajda kullanılan “temas hattı” ifadesi şaşırtıcı.

Ermenistan sınırı bir “temas hattı” olarak belirtiliyor ve ihlaline, Ermenistan’ın uluslararası kabul görmüş sınırının ihlali değil, “temas hattı ihlali” deniyor.

Siyaset bilimci Stepan Grigoryan, Rus tarafının attığı adımlarla ilgili olarak geçtiğimiz günlerde imzalanan belgelere dikkat çekiyor.

“Rusya kendi “oyunlarında”.

Rusya Azerbaycan’ı kendi stratejik ortağı olarak betimliyor.

Rusya, şubat ayında Azerbaycan ile ciddi belgeler ve şimdi de istihbarat meseleleri, güvenlik meseleleri ile ilgili belgeler imzaladı.

Yani dünya ile çalışmak zorundayız ve bu, şu anda bir ölçüde yapılıyor, fakat bunun yeterli olmadığı açık.

Mücadele etmek zorundayız, fakat Rusya sürekli olarak Azerbaycan’ı bize karşı kullanıyor.

Azerbaycan’ın Rus barış güçlerinin sorumluluk alanı olan Berdzor’da bu tür bir askeri harekâtı gerçekleştirmeye cesaret edemeyeceği açıktır.”

Uluslararası siyaset uzmanı Ararat Kostanyan’a göre, Azerbaycan taktiklerinin temelinde de belli bir bilinç var.

“9 Kasım’dan sonraki seyir ve özellikle şu son günlerdeki gidişat, Azerbaycan’ın bu bölgede barış ve dayanışma içinde yaşamak istemediğini kanıtlıyor.

Azerbaycan’ın ilerlemeleri, anladığım kadarıyla, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın sözleriyle,  Ermenilerin gelecekte “rövanşist”  eylemlerde bulunamayacağını garanti etmek amacıyla, stratejik tepeleri ele geçirmek için 9 Kasım’dan sonra çabaladıklarını gösteriyor.

Tabii bu Azerbaycan’ı endişelendiriyor, Türkiye’yi endişelendiriyor ve Ermenilerin böyle bir yenilgiyi kabul etmeyeceklerini anladıkları açık.”

Rusya’da da duruma ilişkin analizler yapılıyor.

MGIMO Askeri ve Siyasi Araştırmalar Merkezi’nin önde gelen uzmanlarından Mikhail Alexandrov’a göre Azerbaycan, Rusya’nın Ukrayna’da özel bir askeri operasyon yürüttüğü gerçeğinden yararlanarak, Dağlık Karabağ’daki hedeflerine zorla ulaşmaya çalışıyor.

Ciddi bir savaş çıkması durumunda Rusya’nın Dağlık Karabağ’a büyük bir askeri güç göndermek istemeyeceğinin farkınalar.

Rus analist, “Regnum” ajansı ile yaptığı görüşmede, “Azerbaycan, Karabağ sorununu nihayet çözme fırsatı elde edecek”,- dedi.

Daha fazlasını göster
Back to top button