ANASİYASET

Savaş esirlerini kim vurdu?

Ermeni savaş esirlerini kim vurdu ve bu Erivan-Bakü müzakerelerini nasıl etkileyecek?

Eylül 2022’de Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik saldırısı sırasında Azerbaycan ordusu silahsız 8 (bazı haberlere göre 9) Ermeni askerini vurarak öldürdü.

Olay BBC’nin, Bellingcat araştırma grubu ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) uluslararası insan hakları grubu gazetecileri tarafından incelendi.

BBC, olayın Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış müzakerelerini nasıl etkileyeceğini de inceledi.

“Gün doğumunun ışınlarıyla aydınlanan tepenin zirvesinde, düşmanın savaş mevzilerini yeni ele geçirmiş olan silahlı adamlar, bir grup savaş esirini silah zoruyla topladılar ve ellerini kaldırarak yere oturmaya zorladılar.

Silah sesleri duyuldu.

Azerbaycan dilinde bir bağırış duyuldu, “Vurma, Vurma”.

Esirler düşüyor, ateş bir süre daha devam ediyor.”

Olayı sunan BBC, cep telefonuyla çekilen 40 saniyelik videonun, sosyal ağlarda ve Telegram kanallarında hızla yayıldığını da belirtmektedir.

Makalede, Ermenistan’ın Azerbaycan’ı, savaş esirlerine insanlık dışı muamele ve yargısız infazlarla suçladığı belirtiliyor.

Ermeni insan hakları savunucusu Kristine Grigoryan ise, bu davayla ilgili materyallerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gönderildiğini BBC’ye belirtiyor.

Ekim ayının başında Azerbaycan Başsavcılığı bir ön soruşturma yürütüldüğünü vurguladı ve “şüpheli kişilerin, askeri personelin suçu kanıtlanırsa”, bu durumda “cezai sorumluluk sorunu çözülebilir”,- diye açıkladı.

Kim vurdu ve kurban kim?

BBC daha sonra videoyla ilgili analizini sunuyor ve yayınlanan görüntülerde en az 15 askerin, Ermeni ordusunda kullanılan miğfer ve üniforma giyen sekiz kişilik (diğer haberlere göre dokuz) silahsız grubu çevrelediğini belirtiyor.

BBC, bu kamuflajı Ermeni silahlı kuvvetlerinin yeni üniformalarına ve Ermeni ordusu tarafından kullanılan miğferlerin bilinen fotoğraflarıyla benzeştirdi.

Saldıran askerlerin üniforması da Azerbaycan ordusunda kullanılan üniformayla örtüşüyor.

Ancak, üniformaların üzerindeki yazılardan saldıran askerlerin hangi birlikten olduklarını tespit etmek mümkün değil.

Bellingcat araştırmacıları da, çeşitli ülkelerden askeri üniformaların yer aldığı camopedia.org’da yayınlanan örneklerle, üniformaların renklerini karşılaştırdıklarında, aynı sonuca vardılar.

Videoyu yayınlayan Azerbaycan yanlısı Telegram kanalı, askerlerin Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin (XTQ) özel kuvvetlerinden olduğunu söylüyor.

BBC, HRW ve Bellingcat müfettişleri de Vurma (“Ateş etme”) diye bağıran kişinin ana dilinin Azerice olduğunu doğruladılar.

Esirlere ne olduğu bilinmemekle birlikte, HRW’nin aktardığına göre, Berkeley’deki California Üniversitesi’nden Profesör Rohini Haar, otomatik silahların bu kadar yakından ateşlenmesi durumunda, hayatta kalma şansının çok düşük olduğuna inanıyor.

Kurşuna dizme olayı ne zaman ve nerede gerçekleşti?

Bellingcat müfettişleri, olayın zamanını belirlemek için uydu görüntüleri ve çekim yerine göre, güneşin konumu da dâhil olmak üzere, kronoloji teknikleri kullandı.

“Mevcut veriler, çekim tarihini doğru bir şekilde belirlemek için yeterli değil.

Müfettişlere göre olay, Ağustos ortası ile 13 Eylül sabahı 06.00 ile 06.30 arasında gerçekleşmiş olabilir.

Ancak Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki Eylül çatışmalarının 12-13 Eylül gecesi gerçekleştiği dikkate alındığında, en olası zaman 13 Eylül sabahı erken saatlerde olabilir”,- diye belirtilmektedir makalede.

Tepki ve suçlamalar

Ermenistan, Azerbaycan’ı savaş suçlarıyla itham etti ve devletlerin birbirlerine karşı iddialarını inceleyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu.

Azerbaycan makamları, videonun ortaya çıkmasıyla ilgili “çok sayıda soruşturma” yürüttüklerini ve 10 ceza davası açtıklarını açıkladı.

Azerbaycan Başsavcılığı’nın ilk yardımcısı Elchin Mammadov, soruşturmanın gizliliğini gerekçe göstererek BBC’nin Azerbaycan servisine durum hakkında yorum yapmayı reddetti, ancak “videoda sahtekârlık unsurları olduğunu” kaydetti.

Azerbaycan’ın geçmiş deneyimlerine dayanan birçok gözlemci, herhangi bir adım atılacağına dair pek umutlu değil.

Taraflar arasındaki çatışmaların sona ermesinden kısa bir süre sonra 2020’de Ermeni askerlerine işkence yapıldığına dair videolar ortaya çıkınca, Azerbaycan savcılığı da harekete geçme sözü verdi ve çok sayıda zanlı tutuklandı, ancak soruşturma uzadı ve kimse mahkûm edilmedi.

Joshua Kuchera, Ani Mejlumyan ve Ülker Natigizi eurasia.org haberinde, 2020’de tutuklanan askerlerden en az birine 2022’de “Vatan’a Hizmet” madalyası verildiğini hatırlattı.

Makale ayrıca, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, 8 Kasım’da, İkinci Karabağ Savaşı’ndaki zaferlerinin 2. yıl dönümünde, Şuşi’de yaptığı konuşmada, Eylül olaylarının “Ermenistan’a ders olması gerektiğini” belirterek, Bakü ile Erivan arasındaki güveni yeniden tesis edecek olası adımlar hakkında herhangi bir şey söylemedi.

Carnegie Vakfı’nda kıdemli araştırmacı ve Karabağ hakkında bir kitabın yazarı olan Thomas de Waal, “Cumhurbaşkanı Aliyev’in Eylül ayında Ermenistan’ı “düşman” olarak nitelendirdiği ve “verilen ders”ten bahsettiği konuşması iç karartıcı bir duygu yaratıyor”,- dedi.

Makale, hem Azerbaycan ve Ermenistan sınırında, hem de Dağlık Karabağ’da, Rus barış güçlerinin kontrol bölgesinde düzenli olarak çatışmalar ve askerlerin ölümlerinden bahsediyor.

BBC’nin Rusya servisi, siyaset bilimci Tigran Grigoryan’ın, Bakü’nün aktif olarak bir askeri diplomasi politikası izlediğini ve Erivan’ın yeni askeri müdahalelerden kaçınmak amacıyla, Azerbaycan için uygun şartlarda bir barış anlaşması imzalamaya zorladığını söylediğini aktardı.

Makale ayrıca gazeteci ve yazar Mark Grigoryan’ın “kendilerini savunma fırsatından yoksun bırakılan insanlara yönelik zulmü tasvir eden videolar, (Azerbaycanlıların) Ermenistan’da, komşuları hakkında son derece olumsuz klişeleri pekiştiriyor”,- sözlerinden alıntı yapıyor.

“Azerbaycan’ın kamusal alanındaki insanlar, komşuları hakkında nadiren olumlu konuşurlar.

Ermenistan’a yönelik askeri baskıya katılmayanlara karşı sosyal ağlarda “haini tanıyın” etiketiyle kampanya yürütülüyor.

BBC Azerbaycan servisinin muhabirleri, bir ilkokulda 5-6 yaşındaki çocuklara hep birlikte “Nefret, düşmana nefret” diye bağırmanın öğretildiğine tanık oldular (“Karabağ Azerbaycan’dır” sloganıyla birlikte).

Diplomatlara göre, karamsarlığa rağmen Bakü ve Erivan, 2020’de imzalanan belgeden sonra, barışa yönelik ilk önemli adım olabilecek bir anlaşmaya doğru yavaş da olsa ilerliyor.

“Ancak Eylül’deki kanlı olaya, her iki başkentte farklı bakılıyor.

Kimileri için “barışı empoze etmek”, kimileri için “zorla baskı işe yarıyor” argümanının başarısı”,- denmektedir makalede.

Geçiş dönemi adaleti mi?

Savaş esirleriyle ilgili videonun yayınlanmasının ardından Azerbaycan toplumundan bazı eleştiriler gelse de, geniş çapta tartışılmadı.

BBC, International Crisis Group teşkilatının Azerbaycanlı analisti Zaur Shiriev’in, “Bunun temel nedenlerinden biri, ne birinci ne de ikinci Karabağ savaşlarından sonra savaş suçlarının hiçbir tarafça soruşturulmaması ve toplumların bunu “yeni bir gerçeklik” olarak algılamasıydı”,- sözlerini hatırlatmaktadır.

Makale, etnik gruplar arasındaki çatışmaların yeni bir olgu olmadığını, ancak başarılı bir şekilde çözüldüğü yerlerde, geçiş dönemi adalet sisteminin önemli bir rol oynadığını belirtiyor.

Yaralar nasıl tedavi edilir?

Zaur Shiriev, barış müzakerelerinde geçiş dönemi adaleti unsurlarının getirilmesine büyük ihtiyaç olduğuna ve bunun Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasına yansıtılması gerektiğine inanıyor.

Genel olarak geçiş dönemi adaleti mekanizması, özel olarak da olaylar ve tazminatlarla ilgili gerçeklerin, kamu desteğine ihtiyacı vardır.

Bu ise, aktif bir sivil toplum ve sürece öncülük edecek özgür bir basın gerektirir.

“Maalesef 2020 savaşından sonra böyle bir faaliyet görmüyoruz ve bu adımlar atılmazsa, maalesef yeni savaş suçlarına tanık olacağız”,- diyor Shiriev.

Daha fazlasını göster
Ayrıca oku
Close
Back to top button