ANAEKONOMİSİYASET

“Kuzey-Güney” koridorunun önemi

“Kuzey-Güney” uluslararası ulaşım koridorunun siyasi ve ekonomik önemi

20 Nisan’da Ermenistan, İran ve Hindistan Dışişleri Bakanlıkları arasında üçlü formatta ilk siyasi istişareler Erivan’da gerçekleşti ve bu toplantıda ekonomik, bölgesel ve çeşitli alanlarda üçlü işbirliği imkânları görüşüldü.

“Kuzey-Güney” uluslararası ulaşım koridoru konusu da görüşmelerin merkezinde yer alıyordu.

Ermenistan ve Hindistan arasındaki ilişkiler, tarihsel ve kültürel ortaklıklar ve uluslararası anlamlı karşılıklı bağlar tarafından koşullandırılmıştır.

Aynı şey, bugün jeopolitik çıkarları örtüşen asırlık İran-Hindistan ve Ermenistan-İran ilişkileri için de söylenebilir.

1999 yılında Hindistan, İran ve Rusya’dan oluşan bir grup nakliye şirketi arasında imzalanan anlaşma ile temelleri atılan “Kuzey-Güney” uluslararası ulaşım koridoru projesi, şu anda üç devleti birleştiren uluslararası nakliye koridoru üzerinden kargo taşımacılığı unsurlarına eklendi.

2018’de, İran’ın Çabahar limanının bir bölümünde İran ile Hindistan arasında ekonomik işbirliğine ilişkin anlaşma, İran-Hindistan işbirliğinin yakın tarihindeki en önemli kilometre taşlarından biri haline geldi.

Hindistan ile stratejik ilişkilerini geliştiren İran, enerji taşıyıcıları ve otoyolların devreye alınması konusunda da Hindistan ile işbirliğini harekete geçirebilir.

Hindistan’ın ekonomik bir süper güç olma ve sermayesini İran ve Ermenistan ekonomisine dâhil etme olasılığı, Tahran ve Erivan’ın dikkatinden kaçmıyor.

İran, Hindistan, Afganistan, Rusya, Orta Asya ve Kafkasya, “Kuzey-Güney” uluslararası ulaşım koridorunun merkezinde yer almaktadır.

O koridorun açılmasında hem İran’ın hem de Hindistan’ın önemli ve anlamlı bir rolü var.

İran coğrafyasının Basra Körfezi ile Hazar Denizi’ni birleştirme özelliği Hindistan için önemlidir.

Hindistan, İran’ın Afganistan, Orta Asya ve Kafkasya ile iletişim kurma fırsatları ve zengin enerji kaynaklarıyla da ilgileniyor.

İran ise, Hindistan’ın stratejik konumuyla ilgileniyor, çünkü Hindistan aracılığıyla İran, dünyanın ekonomik açıdan en gelişmiş 5. ülkesiyle geniş bir işbirliği alanı kazanabilir.

İran-Hindistan ikili işbirliği formatında, “Turan Koridoru”nun başlatılması konusunda İran ile Azerbaycan arasında mevcut gerilim ve Ermenistan’ın bu koridordaki yeri ve rolü dikkate alındığında, Ermenistan’ın müdahil olması konusu da çok önemlidir.

Şu anda Hindistan, Güney Kafkasya’daki politikasını ayrı ayrı Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ile ikili ilişkiler formatında yürütmektedir ve Güney Kafkasya’ya yönelik genel bir stratejisi bulunmamaktadır.

Hindistan açısından bakıldığında, Pakistan ile stratejik ilişkiler kuran ve Keşmir’in statüsü konusunda Pakistan yanlısı bir yorumla ortaya çıkan Azerbaycan, istikrarsızlaştırıcı bir faktördür.

Güney Kafkasya’nın coğrafi konumu, Hindistan’ı Rusya’ya ve Karadeniz’e bağlaması açısından önemlidir, çünkü Ermenistan ve Azerbaycan da uluslararası Kuzey-Güney yük taşımacılığı koridorunun üyeleridir.

Ayrıca Güney Kafkasya, enerji taşıyıcıları, mineraller ve teknolojilerin geçişinde Hindistan’ın ilgisini çekebilecek büyük bir potansiyele sahiptir.

Hindistan, güvenlik alanında Azerbaycan ile Pakistan arasındaki stratejik işbirliğinden de endişe duyuyor.

Bu nedenle Hindistan-Ermenistan işbirliği mantıklı olmaktan öte bir anlam ifade ediyor.

Ayrıca İran ile Ermenistan arasındaki devletler arası sınır da Hindistan için hayati önem taşıyor.

Çünkü bu sınırın olmaması durumunda Hindistan, Karadeniz’e ancak rakibi Pakistan ile stratejik ilişkileri bulunan Azerbaycan üzerinden ulaşabilecektir.

Bu bakış açısıyla son yıllarda Ermenistan ile Hindistan arasında silah ve mühimmat temini amacıyla önemli anlaşmalar imzalanmıştır.

Aslında Delhi’nin “Turan” koridoru hakkındaki fikirleri Tahran’ın konumuyla örtüşüyor, çünkü Ermenistan ve İran sınırı, Hindistan’ı Karadeniz’e bağlamak açısından olduğu kadar, Kuzey-Güney koridorunun öneminin değerlendirilmesi açısından da önemlidir.

Yukarıdakileri özetlemek gerekirse, Ermenistan, İran ve Hindistan Dışişleri Bakanlıkları arasında üçlü formatta istişarelere ihtiyaç duyulduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Uzmanlar, bu formatın büyük bir potansiyele sahip olduğuna ve seviyesinin dışişleri bakanlarının, hatta yürütme erkinin en yüksek temsilcilerinin düzeyine çıkabileceğine ve bunun da formatın siyasi ağırlığını artıracağına inanıyor.

Daha fazlasını göster
Back to top button