ANASİYASET

“Hem nalına, hem mıhına”

Türk siyasetinde hiçbir şey değişmeyecek

Türkiye’de yeni hükümetin ilk toplantısı bugün yapıldı.

Erdoğan, 3 Haziran’da göreve başlamasının ardından yeni hükümetin kadrosunu sundu.

Daha haftalar önce, uzmanların çoğu, Erdoğan’ın yeni kabinede Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu tutacağını tahmin etmekteydi, ancak bu bakanlar, Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma listesinde milletvekilliği kazandı.

Erdoğan’ın kurduğu yeni kabinede önceki hükümetten neredeyse hiç kimse kalmadı.

Sadece sağlık ve kültür ile turizm bakanları yerlerini korudu.

Yönetim ekibi neredeyse tamamen değişti.

Türk hükümetinde 17 bakan var.

Yeni atanan yetkililerin çoğu ABD ve Avrupa’da eğitim görmüş olan kişiler ve yeni kurulan hükümetin özelliklerinden biri de bu.

Türkolog Tiran Lokmagözyan, Erdoğan’ın yeni kabinesinin önceki tüm hükümetlerden başka bir özelliğiyle daha ayrıldığına dikkat çekiyor.

“Son derece profesyonel bir kabine oluştu.

Hepsi mesleklerinde üst düzey uzmanlar.

Profesörler, öğretim görevlileri vb, yani önceki kabinelerden çok farklı.”

Uzmanlar, yeni dışişleri ve savunma bakanlarının atanmasını Erdoğan’ın yeni kabinesindeki en ilginç ve dikkate değer değişikliklerden biri olarak görüyor.

Hulusi Akar’ın yerine, Temmuz 2018 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı görevini yürütmekte olan, 68 yaşındaki Yaşar Güler geçecek.

Milli İstihbarat Teşkilatı eski başkanı 55 yaşındaki Hakan Fidan, Dışişleri Bakanı olarak Mevlüt Çavuşoğlu’nun yerini alacak.

Uzmanlar, 2013’ten beri Türk istihbaratının başında bulunan Hakan Fidan’ı Erdoğan’ın gözü kulağı olarak görüyor.

Yaygın söylentilere göre Erdoğan, yıllarca sadık hizmetlerinden dolayı onu yanında tutarak ödüllendirdi.

Türkolog Ruben Safrastyan, Hakan Fidan’ın MİT liderliğini şöyle tanımlıyor.

“Liderlik dönemi, sadece bir istihbarat servisi değil, aynı zamanda aslında Erdoğan’ın diplomatik faaliyetlerini destekleyen gizli servisi haline gelmesi açısından ilginçti.”

Siyasi yorumcu Sako Aryan, Erdoğan’ın yakın çevresinden olan bu yetkilinin Moskova ve Suriye ile ilişkilerde önemli ve kilit konumda olduğuna dikkat çekiyor.

“Erdoğan’ın, Suriye konusunda bir anlaşmaya varmak istediği açık, muhtemelen Yunanistan ile de bir anlaşmaya varmak istiyor.

Ancak Güney Kafkasya konusunda yorum yapmak için çok erken, çünkü tüm anahtarlar Azerbaycan’ın elinde.

Maalesef bunu kaydetmek zorundayız.

Ancak şu andan itibaren kesin sonuçlara varamayız.”

Türkolog Tiran Lokmagözyan da, Suriye ile sorunları çözme eğilimi olduğuna, ancak Türkiye’deki katı milliyetçi siyasi çizginin başka yönlerde değişmeyecek olduğuna inanıyor.

“Görünen o ki, Türkiye, çevresine karşı oldukça katı bir milliyetçi politika izleyecek, başta Ermenistan, Yunanistan ve ülke içindeki Kürtler olmak üzere, komşuları için sorunlar çıkacak.

Kürtlere karşı güçlü bir yumrukla ilerleyeceklerdir.”

Erdoğan yaptığı konuşmada, önümüzdeki 100. yıldönümünün Türkiye’nin olacağını, çok güzel işler yapılacağını, Türkiye’nin güçlenip büyüyeceğini ifade etti.

Türkologlar, Türkiye’nin bizim haricimizde, diğerleri için de tehlike arz eden bu yayılmacı politikasını değiştirmediğini belirtiyor.

Tiran Lokmagözyan, diğer komşularının da endişelenmesi gerektiğini söylüyor.

Türkolog Ruben Safrastyan’a göre Erdoğan, hükümeti yenileyerek, Jön Türklerin fikirlerini cumhuriyetçi Türkiye siyasetinde korumayı amaçlamaktadır.

“Jön Türklere özgü Pan-Türkist fikirler.

Erdoğan’ın partisinin en yakın müttefikinin, pan-Türkist “Bozkurtların” partisi olduğunu görüyoruz.

Sako Aryan, yeni Türk hükümetinin üyelerinin hepsinin Erdoğan’ın müritleri olduğunu belirtiyor.

Ancak “yeni” Erdoğan’ın, şimdiye kadar olduğundan çok daha zayıf olduğuna ve özellikle Beyaz Saray’ın ısrarlarını görmezden gelmeye devam ederse, bu zayıflığın her geçen gün artacağına inanıyor.

Batı’da, Rusya’dan uzak durma talebi var.

Batılı analistler de uyardı.

“Batı, Türkiye’yi Osmanlı İmparatorluğu’nun gün batımına benzer hasta bir güce dönüştürmeyi ciddi ciddi düşünüyor.”

Bugün, Erdoğan’ın iç sorunları aşma şansı pek fazla değil.

Diğer bir deyişle, Erdoğan mali akış ve destek almazsa, liranın daha da düşmesi çok ciddi ve akut sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle uzmana göre Erdoğan, Batı ve özellikle ABD ile hesaplaşmak zorunda kalacak.

Türkolog Tiran Lokmagözyan ise farklı bir görüşe sahip.

“Türkiye hiçbir zaman Batı’dan ayrılmadı ve hiçbir zaman Rusya’nın yanında yer almadı.

Hem nalına, hem mıhına vurdu.”

Lokmagözyan’a göre Erdoğan’ın politikası şimdiye kadar olduğu gibi devam edecek.

Türkolog’a göre bu, Batı’nın da işine geliyor çünkü Türkiye bir köprü rolü oynuyor.

Daha fazlasını göster
Back to top button