ANASİYASET

Mirzoyan’ın Tahran ve Moskova ziyaretleri mantıklı

Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın Tahran ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler mantıklıydı ve bekleniyordu.

Ermenistan hükümeti Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü resmen tanıyıp, Dağlık Karabağ’ı onun bir parçası olarak kabul edip bir barış antlaşmasının imzalanmasını beklerken, o dönemde İran ve Rusya’da, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü konusunda anlaşmazlığa düşmeleri veya barışın tesisine karşı olmaları anlamında değil, sadece Tahran ve Moskova’nın Batı aracılığında Ermeni-Azerbaycan uzlaşmasının olası sonucundan endişe duymaları anlamında bazı endişeler ortaya çıktı. Yani bundan sonra bölgemizde ne olacak. İranolog Harut Artin Arakelyan, Ermenistan Dışişleri Bakanı’nın bölge ziyaretlerine ve bunların yol açtığı jeopolitik gerçeklere atıfta bulunarak “Armenpress” ile yaptığı bir söyleşide bunları dile getirdi.

Uzman şunları kaydetti: “Batı’nın arabuluculuğunda Ermenistan-Azerbaycan müzakereleri sonucunda Rusya ve İran’ın Güney Kafkasya’daki etkisi önemli ölçüde azalırsa ve kolektif Batı ile onun ana oyuncusu Türkiye’nin rolü artacaksa böyle bir olay senaryosunu bozmak için her şeyi yapacak olan ve bölgesel ziyaretler bağlamında Ermeni tarafına yaklaşımlarını iletecek olan Tahran ve Moskova’nın tepkisne yol açar. Ermeni tarafı da barış sürecinden ne beklediğini açıklamalı ve Batı’nın arabuluculuğunda yürütülen Ermenistan-Azerbaycan müzakerelerinin Rusya ve İran’ın hayati çıkarlarına tehdit oluşturmadığı, sorun ve çatışmaları çözmeye yönelik olduğu konusunda garanti vermelidir. “

Arakelyan’a göre Rusya ve İran, Güney Kafkasya’daki olumsuz gelişmeleri sekteye uğratabilecek potansiyele sahip.

“Bölgemizde Batı’nın asıl oyuncusunun Türkiye olduğunu unutmamalıyız. Erdoğan kısa bir süre önce engellerin sebebinin Ermenistan değil İran olduğunu açıklamıştı. Büyük ekonomik sorunları olan Türkiye, bunları Batı’nın desteği ve fonlarıyla çözmek istiyor ve bu yüzden ona daha çok yöneliyor.

“Ankara’nın Tahran’ı da hesaba katması, planladığı Turan Koridoru aracılığıyla Orta Asya’ya bağlaması ve yeni dünya düzeninde hakim konumunu güvence altına alması gerektiği açıktır.” sözlerine ekledi uzman.

Daha fazlasını göster
Back to top button