ANASİYASET

AB, Azerbaycan’la daha sert konuşmalı

“Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ’a askeri saldırı düzenleyerek, Avrupalıların güvenini kaybetti.

Azerbaycan’ın ulaşım merkezi statüsü, AB’nin Bakü’ye karşı tavrını yumuşatması için bir neden olamaz”,- diyen Carnegie Europe’un kıdemli araştırmacılarından Thomas de Waal’a göre, geçen hafta yaşananlar, Avrupa’nın Azerbaycan’a yönelik politikasında köklü bir dönüşüm ihtiyacı konusunda bir tartışmayı alevlendirdi.

“19 Eylül’de Azerbaycan askeri güç kullanarak Ermenilerin yaşadığı Dağlık Karabağ bölgesini yeniden ele geçirdi ve hem Avrupa Birliği, hem de ABD tarafından çizilen kırmızı çizgiyi aştı.

Sonuçları felakettir.

Geleceklerinden korkan binlerce Karabağ Ermeni’si şimdi anayurtlarından Ermenistan’a trajik bir kitlesel göç gerçekleştiriyor.

Brüksel ve Washington’daki pek çok kişi Azerbaycan’ın güç kullanımı karşısında şok olmuş ve ihanete uğramış hissi duyuyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in son dakikaya kadar aralarında Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in de bulunduğu üst düzey muhataplara askeri bir operasyon başlatmayacağına dair güvence verdiği bildirildi”,- diye yazmakta olan de Waal, bölgeye uluslararası gözlem heyeti gönderilmesi çabalarını reddeden Bakü’nün, büyük bir sorumluluk taşıdığını belirtiyor.

Dijital çağda savaş suçlarını gizlemek o kadar kolay değil ve suçluların adalet önüne çıkarılması gerekiyor.

Ayrıca de Waal’a göre bunun jeopolitik sonuçları da önemlidir.

“Batılı oyuncuların şaşırmış olması, Aliyev’in askeri saldırısını Moskova ile önceden koordine ettiği, ancak Moskova’nın Bakü’yü kınamayı başaramadığı ve Rusya ile daha yakın ilişkilere girdiği varsayımını güçlendiriyor.

Bu daha anlamlı, çünkü bir sonraki büyük sorun, Ermenistan topraklarından Azerbaycan’ın Nahçıvan eksklavına kadar planlanan ulaşım rotası.

Rusya, Azerbaycan ve Türkiye’nin, son ikisinin Zangezur Koridoru adını verdikleri koridorun kendi versiyonlarını mümkün olduğunca az Ermeni kontrolüne sahip bir rotaya ve muhtemelen güç kullanarak dayatma konusunda ortak çıkarları var”,- diye yazan de Waal, Aliyev’in, Ermenistan’ın egemen toprakları olan Sünik bölgesine yönelik hırsları olduğunu ve güce de başvurabileceğini belirtiyor.

“Azerbaycan her zaman bir ulaşım kavşağı olacaktır, ancak iki uyarımız var.

İlk olarak uzmanlar, AB gaz anlaşmasının vaat edilen büyük miktarlarda gazı sağlama ihtimalinin çok düşük olduğu sonucuna varıyor.

3 veya 4 milyar metreküpün üzerindeki ihracat seviyelerine ulaşmak, altyapının iyileştirilmesini ve Rusya ve İran’ın da Güney Kafkasya boru hattıyla ilgilenen taraflar olduğu yönünde sıklıkla gözden kaçırılan gerçeğin ele alınmasını gerektirecektir.

İkincisi, iletişim ve çatışma ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.

Çin’den Orta Asya üzerinden ve Güney Kafkasya üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor güzergâhı, Ermenistan’ı da kapsayan çok taraflı bir güzergâhtır.

Bu operasyon bölgesel işbirliği gerektiriyor ve Batılı hükümetler ve uluslararası finans kurumları tarafından finanse ediliyor. Kısacası AB’nin Azerbaycan’la çok daha sert konuşmasının zamanı geldi”,- diye sonlandırmaktadır yazar.

AB’nin Azerbaycan’la daha sert konuşmasının zamanı geldi

“Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ’a askeri saldırı düzenleyerek, Avrupalıların güvenini kaybetti.

Azerbaycan’ın ulaşım merkezi statüsü, AB’nin Bakü’ye karşı tavrını yumuşatması için bir neden olamaz”,- diyen Carnegie Europe’un kıdemli araştırmacılarından Thomas de Waal’a göre, geçen hafta yaşananlar, Avrupa’nın Azerbaycan’a yönelik politikasında köklü bir dönüşüm ihtiyacı konusunda bir tartışmayı alevlendirdi.

“19 Eylül’de Azerbaycan askeri güç kullanarak Ermenilerin yaşadığı Dağlık Karabağ bölgesini yeniden ele geçirdi ve hem Avrupa Birliği, hem de ABD tarafından çizilen kırmızı çizgiyi aştı.

Sonuçları felakettir.

Geleceklerinden korkan binlerce Karabağ Ermeni’si şimdi anayurtlarından Ermenistan’a trajik bir kitlesel göç gerçekleştiriyor.

Brüksel ve Washington’daki pek çok kişi Azerbaycan’ın güç kullanımı karşısında şok olmuş ve ihanete uğramış hissi duyuyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in son dakikaya kadar aralarında Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in de bulunduğu üst düzey muhataplara askeri bir operasyon başlatmayacağına dair güvence verdiği bildirildi”,- diye yazmakta olan de Waal, bölgeye uluslararası gözlem heyeti gönderilmesi çabalarını reddeden Bakü’nün, büyük bir sorumluluk taşıdığını belirtiyor.

Dijital çağda savaş suçlarını gizlemek o kadar kolay değil ve suçluların adalet önüne çıkarılması gerekiyor.

Ayrıca de Waal’a göre bunun jeopolitik sonuçları da önemlidir.

“Batılı oyuncuların şaşırmış olması, Aliyev’in askeri saldırısını Moskova ile önceden koordine ettiği, ancak Moskova’nın Bakü’yü kınamayı başaramadığı ve Rusya ile daha yakın ilişkilere girdiği varsayımını güçlendiriyor.

Bu daha anlamlı, çünkü bir sonraki büyük sorun, Ermenistan topraklarından Azerbaycan’ın Nahçıvan eksklavına kadar planlanan ulaşım rotası.

Rusya, Azerbaycan ve Türkiye’nin, son ikisinin Zangezur Koridoru adını verdikleri koridorun kendi versiyonlarını mümkün olduğunca az Ermeni kontrolüne sahip bir rotaya ve muhtemelen güç kullanarak dayatma konusunda ortak çıkarları var”,- diye yazan de Waal, Aliyev’in, Ermenistan’ın egemen toprakları olan Sünik bölgesine yönelik hırsları olduğunu ve güce de başvurabileceğini belirtiyor.

“Azerbaycan her zaman bir ulaşım kavşağı olacaktır, ancak iki uyarımız var.

İlk olarak uzmanlar, AB gaz anlaşmasının vaat edilen büyük miktarlarda gazı sağlama ihtimalinin çok düşük olduğu sonucuna varıyor.

3 veya 4 milyar metreküpün üzerindeki ihracat seviyelerine ulaşmak, altyapının iyileştirilmesini ve Rusya ve İran’ın da Güney Kafkasya boru hattıyla ilgilenen taraflar olduğu yönünde sıklıkla gözden kaçırılan gerçeğin ele alınmasını gerektirecektir.

İkincisi, iletişim ve çatışma ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.

Çin’den Orta Asya üzerinden ve Güney Kafkasya üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor güzergâhı, Ermenistan’ı da kapsayan çok taraflı bir güzergâhtır.

Bu operasyon bölgesel işbirliği gerektiriyor ve Batılı hükümetler ve uluslararası finans kurumları tarafından finanse ediliyor.

Kısacası AB’nin Azerbaycan’la çok daha sert konuşmasının zamanı geldi”,- diye sonlandırmaktadır yazar.

Daha fazlasını göster
Back to top button