ANABİLİM ve KÜLTÜRERMENİ SOYKIRIMISİYASET

Kültürel soykırım

Dağlık Karabağ’daki Ermeniler için kültürel soykırım nasıl görünüyor?

Eylül 2023’te 100.000’den fazla Ermeni’nin Dağlık Karabağ’dan acı verici göçü yaşandı.

The Times’ın yazdığına göre, yerel sakinlerin anayurtlarından bu kitlesel göçü, 19 Eylül’de kanlı bir askeri saldırıyla sonuçlanan dokuz aylık kuşatmanın ardından geldi.

“Bu erkekler, kadınlar ve çocuklar, hayatlarından endişe ederek okulları, dükkânları, tarlaları, sürüleri, bağları ve atalarının mezar yerleri gibi, koskoca dünyalarını terk ettiler.

Yüzyıllar boyunca toplanıp dua ettikleri irili ufaklı, eski ve modern, büyük ve mütevazı kiliseleri de bıraktılar.

Ayrıca arkalarında köprüler, surlar, erken modern konaklar ve çok sevilen “Biz ve Dağlarımız” anıtı gibi Sovyet döneminden kalma anıtlar da bıraktılar.

Şimdi bu yerlere ne olacak?

Nahçıvan Cuğa’da yaşananları çok iyi biliyoruz.

16. yüzyıl Ermeni mezar taşlarının etkileyici manzarası, birkaç yıl içinde Azerbaycan tarafından yer yüzeyinden silindi.

Cebrail’deki Astvatsatsin Kilisesi’ne ve Mets Tağer köyündeki Ermeni mezarlığına ne olduğunu biliyoruz.

Her ikisi de hafriyat ekipmanı tarafından tamamen yok edildi.

Şuşi’deki Ghazançetsots Katedrali’nin başına ne geldiğini de biliyoruz, o da bombalandı, yazıtlar zarar gördü,

Ermeni mimarisine has kubbesi olmadan “restore edildi” ve şimdi “Hıristiyan” tapınağı olarak yeniden adlandırıldı.

Gazeteci Joshua Kuchera’nın Mayıs 2021’de yazdığı gibi, bu eylemlerin küstahlığı, “Yeni geri alınan topraklarını, Bakü’nün istediği şekilde yeniden inşa edebileceğine dair artan güvenini gösteriyor.”

Karabağ’daki binlerce yıllık Ermeni yaşamının yok edilmesi, bunu engelleyebilecek kişi ve ülkelerin eylemsizliği ve belirgin kayıtsızlığıyla mümkün oldu.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği evrensel insan haklarından cömertçe söz ediyor, ancak Karabağ halkının gıda, ilaç, yakıt ve diğer yaşamsal ihtiyaçlardan mahrum kaldığı dokuz ay boyunca hiçbir şey yapmadı.

Uluslararası Adalet Divanı’nın Azerbaycan’ın ablukayı Şubat 2023’e kadar kaldırmasını öngören kararının uygulanması konusunda da hiçbir şey yapmadılar.

Bu eylemsizlik Azerbaycan’ı saldırmaya teşvik ettiği gibi, diğerlerini de başka yerlerde aynı şeyi yapmaya teşvik edecektir.

Nasıl bir kültürel yıkım yapıldığını anlamak önemli.

Bu anıtlar ve taşlar, onlara tapan ve önemseyen nesiller boyu Ermenilere tanıklık ediyor.

Bunları yok etmek, sadece kültürü değil, insanları da yok etmek demektir.

Sanat tarihçisi Barry Flood’un 2016’da sözde İslam Devleti’nin 2014’ten bu yana kültürel mirası yok etmesiyle ilgili belirttiği gibi, “sosyal birleştirici dokuların (karmaşık mikro anlatıları bünyesinde barındıran arşivler, sanat eserleri ve anıtlar) fiziksel olarak yok edilmesi, geçmişte var olan şeylerin şimdi artık bilinemeyeceği anlamına geliyor.”

Cuğa mezarlığı böyle bir kaybın trajik bir örneğidir.

Tarihin rehberliğine göre, etnik temizliğin ardından genellikle vandalizmden başlayarak, bölgenin tamamen yok edilmesine kadar her türlü kültürel yıkım gelir.

İkinci taktik daha az bilinen kiliselerde kullanılacak.

Bu, erken modern dönemde orada hiç Ermeni olmadığı fikrini besleyecek olan, daha az bilinen Ermeni anıtlarını yok etmenin uğursuz bir yolu olacaktır.

Ayrıca Ermeni anıtlarına yeni oluşturulmuş bir tarih ve bağlamın verildiği bir sahtekârlık de olacak.

13. yüzyılda inşa edilen Dadivank ve Gandzasar manastırları, ortaçağ Ermeni mimarisinin muhteşem ve karakteristik örnekleri hâlihazırda “eski Kafkas Alban tapınakları” olarak yeniden adlandırılmaktadır.

Bu ve diğer yerlerin, “eski Kafkas-Alban kültürüne” yönelik konferans ve seminerlerin düzenleneceği yerler haline gelmesi bekleniyor.

Peki ya o binaların, haçkarların ve mezar taşlarının üzerindeki sayısız Ermenice yazıt?

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Şubat 2021’de belirttiği gibi bunlar sahtedir ve “orijinal görünümlerine” (muhtemelen yağmalama, kumla patlatma yoluyla) veya 1980’lerde yapıldığı gibi Ermenice yazıtlı taşların kaldırılmasıyla kavuşacaklardır.

Sonunda Azerbaycan’ın “çokkültürlülüğünün” zaferi gerçekleşecektir.

İnsanlara “Eski Hıristiyanların anavatanı Karabağ’a gelin” diyecekler.

“Lütfen taş duvara oyulmuş harfleri dikkate almayın, çünkü bu Ermeni yazısı değil.

Burada hiçbir zaman Ermeniler olmadı.”

Şehit düşen Ermeni askerlerinin balmumu heykellerinin Bakü’de sergilendiği menfur müzede tasvir edilen askerler ve işgalciler dışında.

Bu o kadar insanlık dışı bir manzara ki, aralarında Azerbaycanlı aktivistlerin de bulunduğu, uluslararası insan hakları örgütleri müzenin kapatılması çağrısında bulunuyor.

Kültürel soykırım böyle oluyor.

100 yılı aşkın bir süre önce, Osmanlı İmparatorluğu Ermeni Soykırımı’nı gerçekleştirdi ve ardından şu anda Türkiye olarak anılan bölgede yaygın yağma, vandalizm ve Ermeni sitelerinin yok edilmesi gerçekleşti.

Artık ikinci bir kültürel soykırım ihtimali gündemde.

Artık Ermeniler olup biteni internetten izleyecek, her anıtla travma yaşayacaklar.

2020 yılında Ermeni aktivistler UNESCO ve diğer kültürel mirası koruma kuruluşlarına Dağlık Karabağ’daki hassas yerlerin uluslararası izlenmesini yapma çağrısında bulundu.

Hiçbir şey yapılmadı.

Artık dünyanın Dağlık Karabağ’daki Ermeni kültüründen geriye kalanları koruma zamanıdır.

Bunu yapmazsak sırada hangi kültür olacak?

Daha fazlasını göster
Ayrıca oku
Close
Back to top button