ANASİYASET

Türkiye’nin hamlesi

Türkiye’nin Batı’ya ve İsrail’e karşı hamlesi

Gergin ilişkiler mi, yoksa diplomatik oyun mu?

Türkiye Cumhurbaşkanı, Yahudilerin saldırgan davranışlarından Avrupa ülkelerini sorumlu tutarak, Batı’ya karşı yeni bir hamle başlattı.

İsrail karşıtı konuşmalar yapmaya devam ederken, bazı ülkeleri “Yahudilerin, Filistin devletini ortadan kaldırma planını desteklemekle” suçluyor.

İsrail, Erdoğan’ın söylemlerine yanıt olarak, ilişkileri gözden geçirmekle tehdit etmiş, daha önce de Ankara’daki diplomatlarını geri çağırarak, Türk diplomatların İsrail’den ayrılmasını talep etmişti.

Ancak uzmanlar, Erdoğan’ın İsrail ve Batı ile ilişkileri tırmandırmasında, bir aldatmaca olduğunu düşünüyor.

21. yüzyılı Türkiye’nin yüzyılı olarak gören Erdoğan, Kırım’dan Karabağ’a, Filistin’den Türkmenistan’a, Afganistan’dan Çeçenistan’a kadar Türklerin vatanı olarak “ilan ediyor”.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yeniden canlanması hülyalarına kapılan Erdoğan, “Gazze de vatanımızın ayrılmaz bir parçasıdır”,- dedi.

Uluslararası ilişkiler uzmanları, Erdoğan’ın ayak bastığı yeri “vatan” olarak nitelendiren konuşmasını, şekilcilik olarak kabul ediyor.

Filistinlilerin hayatının, kendisi için önemli olmadığına ve amacın Batı’yı küçük düşürmek olduğuna inanıyorlar.

Türkolog Tiran Lokmagözyan, Erdoğan’ın davranışında başka motive edici nedenler de görmektedir.

“Bu, Türkiye’nin ya da Erdoğan’ın Filistinliler için yanıp tutuştuğu anlamına gelmiyor, kesinlikle değil.

Bunu yalnızca kendi çıkarları için kullanmaktadır.

Çıkarlarından biri de, kendisini dünya Müslümanlarının koruyucusu olduğu kadar, dünyadaki Türk kavimlerinin de koruyucusu olarak ilan etmesidir, bu nedenle istese de, istemese de, Filistinlilerin yanında yer almak zorundadır. “

Filistin için düzenlenen iki milyon kişilik mitingde Erdoğan, stratejik müttefiklerini “haç ile hilal arasında bir savaşı kışkırtmakla” suçladı ve Lübnan ve Karabağ’da olanların, Ortadoğu’da da yaşanacağı tehdidinde bulundu.

Uzmanlar, Karabağ’da Azerbaycan’la birlikte birçok savaş suçu işleyen ve Ermenileri katleden Erdoğan’ın, İsrail’in savaş suçu işleyen bir devlet olduğunu dünyaya kanıtlamaya hazırlandığını belirtiyor.

Türkolog Tiran Lokmagözyan, Erdoğan’ın davranışını beklenen bir davranış olarak değerlendirerek, Türkiye’de Filistin lehine milyonlarca kişilik gösteri yapılmasına şaşırmadığını, ancak aynı zamanda burada Azerbaycan faktörünün de var olduğunu belirtiyor.

“Sözde iki kardeş olan Türkiye ve Azerbaycan’ın, bu konuda tamamen zıt görüşlere sahip olduğunu gördük.

Türkiye Filistinlileri, Azerbaycan da İsraillileri savundu.

Bu, siyasettir.

Elbette Azerbaycan, aynı zamanda İsrail sayesinde 44 gün savaşından galip çıktı, Türkiye üzerinden İsrail ile çok yakın ilişkileri var ve Filistin Müslüman bir ülke olmasına rağmen, her zaman Müslüman ülkelerden destek bekliyor, fakat görüldüğü gibi, hemen Müslümanları satabilir ve Müslümanların baş düşmanlarından biri olan İsrail’in yanında yer alabilir.

Bu politikadır.

Bunlardan çok şey öğrenebiliriz.”

Buna karşılık Tel Aviv, Ankara ile diplomatik temaslarını gözden geçirecek.

Yahudi diplomatlara Türkiye’yi terk etmeleri emredildi, Türk diplomatların ise İsrail’i terk etmeleri istendi.

İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, İsrail-Türkiye ilişkilerinin yeniden değerlendirilmesi amacıyla, Türkiye’nin söylemlerinin arka planına karşı atılan adıma açıklık getirdi.

Ancak pek çok uzman, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin aldatmaca olduğunu düşünüyor.

Eğer Erdoğan gerçekten Filistinlilerle ilgileniyorsa ve İsrail’i savaş suçlusu olarak görüyorsa neden Azeri petrolünün Türkiye üzerinden İsrail’e giden yolunu kapatmıyor?

Azerbaycan petrolü Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattıyla İsrail’in Aşkelon kentine ulaşıyor.

Böylece İsrail, ihtiyacı olan petrolün önemli bir kısmını buradan alıyor, diğer kısmını ise Kazakistan ve Irak sağlıyor.

Ancak Türk diplomasisi Tiran Lokmagözyan’ı şaşırtmıyor.

İsrail’le özellikle ekonomik ilişkileri çok iyi olan Türkiye’nin, siyasi ilişkilerinin bir anda kötüleşebileceği ihtimalini dışlıyor.

“Siyasi ilişkilerinin kötü olduğuna inanmayın.

İyi bir siyasi ilişkileri var, birbirleriyle çok iyi işbirliği yapıyorlar.

Lakin bu durumda elbette İsrail’in yanında yer alamazdı, çünkü tüm İslam dünyasının önünde itibarını kaybederdi.

Bu yüzden Gazze’deki Filistinlilerin “savunucusu” oldu.”

Böylece Türkolog, söz ve çağrılar dışında Türkiye’nin Filistin lehine ciddi bir adım atmayacağına inanıyor.

Lokmagözyan, Karabağ örneğinde Batı’dan Azerbaycan’a karşı çağrılar, sözler duyduğumuz ve somut bir adım atılmadığını gibi, bunun tanıdık bir çalışma şekli olduğunu belirtiyor.

Uzman, Türkiye ile Batı arasında “gergin olduğu” iddia edilen ilişkilere de aynı açıdan bakılması gerektiğine inanıyor.

Bu arada, Batı ile Türkiye arasındaki gergin ilişkilere rağmen Washington, Türkiye’yi hâlâ Kuzey Atlantik İttifakı’nın etkili bir üyesi olarak görüyor.

Bu, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller tarafından açıklandı. Türk yöneticilerle anlaşmazlıklarının ilk kez olmadığını belirten Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Anlaştığımız konularda onlarla çalışmaya devam edeceğiz”,- dedi.

Daha fazlasını göster
Ayrıca oku
Close
Back to top button