ANASİYASET

Gazze’de barış için arabuluculuk

Gazze’de barış için arabuluculuk girişimlerinin perspektifi

Akademisyen, Türkolog Ruben Safrastyan’a göre Filistin-İsrail çatışması, özellikle askeri operasyonların yoğunlaştığı şu dönemde henüz taraflar arasında arabuluculuk yapılabilecek aşamaya ulaşmadı.

Safrastyan, “Armenpress” ile yaptığı görüşmede, çatışmanın, gerilimin azalacağı ve arabuluculuk girişimlerinin daha gerçekçi hale geleceği noktaya gelmesi halinde, Türkiye’nin yeniden teklifle öne çıkacağını belirtti.

Ankara, şimdi de ciddi bir girişimde bulunup, bir ön yaklaşım olarak, arabuluculuk sonucunda güvenliğin garantör ülkelerinin olması gerektiğini belirterek, daha önceki yaklaşımını değiştirmiştir.

“Savaştan önce Türkiye, İsrail’le ilişkileri düzenlemek için büyük çaba harcadı.

Bu çabaların arkasında o dönemde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başında bulunan Hakan Fidan vardı.

Ankara ile Tel Aviv arasında büyükelçi değişimi yaparak, belli bir anlaşmaya vardı.

Elbette, Filistin-İsrail çatışması durumu değiştirdi.

Türkiye, ilk başta arabulucu olmayı umduğu için, açıklamalarında oldukça çekingen davrandı, ancak çatışmanın uzayıp yoğunlaştığını ve İsrail ordusunun askeri operasyonları sonucunda, sivil nüfus arasında ölüler ve yaralıların sayısının arttığını görerek, İsrail’in askeri-siyasi elitini şiddetle eleştiren Arap, daha doğrusu Müslüman dünyasının bir temsilcisi olarak ortaya çıktı”,-  diyen Safrastyan’a göre, Türkiye şu anda iki sorunu çözmeye çalışıyor.

Birincisi, şimdilik ertelenen arabuluculuk misyonunun hayata geçirilmesi, ikincisi ise başta Arap ülkeleri olmak üzere, tüm İslam dünyasında kendi itibarının yükseltilmesi.

“Ankara, Hamas’ı kınamadan, Filistinlilere koşulsuz destek vererek, Tel Aviv’e karşı daha sert davranmaya başladı.

Türkiye’nin savaştan önce de bu yapıyla belli bağları vardı, şimdi de bu bağların güçlendirilmesinden ve sürdürülmesinden yana.

Evet, Türkiye ve İsrail, büyükelçilerini geri çağırdı, fakat Türkiye’nin tek taraflı olarak Filistin’in müttefiki ve İsrail’i kayıtsız şartsız eleştiren bir tavır sergilemediğini kanıtlayan veriler var.

Örneğin, faaliyetlerini Türk yetkililerle koordine eden Almanya’daki Türk Kuruluşları Birliği’nin, Almanya’da yaşayan Türklere, Filistin yanlısı miting ve gösterilere katılmamaları çağrısında bulunduğuna dair veriler var.

Öte yandan Türkiye, 20 milyar dolar mal cirosunun bulunduğu İsrail ile ticari ve ekonomik ilişkilerini kesmedi”,- diyen Safrastyan’a göre Türk hükümeti, savaşın bitiminden sonra İsrail Başbakanının istifa edeceği yönünde muhtemel bir hesap yaparak, özellikle Netanyahu ile köprüleri yakıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in, Filistin-İsrail çatışması bağlamında Orta Doğu gezisine ve özellikle Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la görüşmesine de değinen Safrastyan, bu hamleyle Amerikan tarafının, iki önemli sorunu çözmek amacıyla, Türkiye’nin imkânlarını İsrail’e yönelik olarak kullanmak istediğini vurguladı.

“Blinken, diplomatik faaliyetleriyle iki stratejik hedefin peşinden koşuyor.

Birincisi, savaşın Filistin-İsrail çerçevesinin dışına çıkmaması ve Ortadoğu’daki Arap devletlerinin dâhil olmaması için her şeyi yapmak, ikinci hedef ise taktiktir, yani ABD Dışişleri Bakanı, bölgedeki Amerikan askeri tesislerinin Irak ve Suriye’de dış saldırılardan korunmasını sağlamak.

Bu anlamda Blinken’in Irak liderleriyle görüşmesi tesadüf değildi ve ardından bu ülkenin başbakanı saatler sonra İran’ı ziyaret etti.

“Büyük bir ihtimalle Blinken’in talebini İran tarafına iletti, böylece İran kendi himayesi altında faaliyet gösteren vekil yapıların Amerikan askeri tesislerine saldırmasını engelleyecekti”,- dedi akademisyen.

Safrastyan’ın gözlemlerine göre, Türkiye ABD için zor bir müttefik olsa da, Blinken’in Türkiye Dışişleri Bakanı ile görüşmesi, ABD’nin stratejik hedeflerine ulaşmak için Türk tarafının imkânlarını kullanarak, en azından çatışma bölgesinde ateşkes sağlamaya ve ihtiyaç sahiplerine uluslararası yardım ulaştırmaya çalışmasından kaynaklanıyor.

Türkiye’nin Ortadoğu süreçlerinde belirli bir nüfuzunun bulunduğunu ve Hamas’la eski bağlarını sürdürmeye devam ettiğini dikkate alan ABD, Filistin-İsrail çatışmasının daha büyük boyutlara ulaşmaması için bundan sonra müttefikinin imkânlarını kullanmaya çalışacak.

Safrastyan’a göre, Türk-Amerikan çıkarları bu konuda örtüştüğü için Washington, Ankara’nın Gazze Şeridi’nin güvenliğinin garantörü olma talebini kabul edecektir.

Daha fazlasını göster
Back to top button