ANASİYASET

“Paydaş” çok, garantör yok

Müzakere masasında çok sayıda “paydaş” var, garantör yok

Parlamentodaki grupların temsilcileri, olağan ve olağanüstü oturumların gündemlerini tükettikten sonra, çalışmanın sonuçlarını özetlediler.

Ancak asıl tartışma, esas mesele olan, Azerbaycan ile “Barış Anlaşması”nın imzalanması etrafında dönüyordu.

Hükümet kanadı, anlaşmanın yıl sonuna kadar imzalanacağını umuyor, muhalefetin umudu ise tam tersine, belgenin imzalanmama ihtimaliyle ilgili.

Hükümet, 17 günde pek çok şeyin yapılabileceğine inanıyor.

Hükümet kanadına mensup milletvekilleri, Azerbaycan’la “Barış Anlaşması”nın yıl sonuna kadar imzalanmasının gerçekçi olduğunu düşünüyor.

Dış İlişkiler Daimi Komitesi Başkanı Sargis Khandanyan’ın cevabı çok açık.

“Ermenistan’ın gündeme getirdiği ve üzerinde anlaşmaya varılan tüm temel konular yeniden teyit edilir ve Barış Anlaşması’nda yer bulursa, bundan sonra belgenin imzalanması sadece teknik bir meseledir.

Ancak işlerin pratikte nasıl sonuçlanacağını beklememiz gerekiyor.”

Khandanyan, 6. tur tekliflerde Bakü’ye iletilen ve henüz cevaplanmamış olan son revizyonların da Ermeni tarafı açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Muhalefet, “Barış Anlaşması”nın taslak versiyonlarından hiçbirini henüz görmedi.

Muhalefetten Artur Khaçatryan, anlaşmanın erken imzalanmasının, Ermeni tarafının yeniden taviz vermesi anlamına geleceğini iddia etmektedir.

Belgede, yorumlanmasının yeni bir savaşın temelini oluşturacak muğlâk ifadeler içereceğinden emin olup, “Barış Anlaşması”nın bölgeye barış getireceğine inanmamaktadır.

“Açıkçası kalan 17 gün içinde herhangi bir belgenin imzalanacağını düşünmüyorum, en azından öyle umuyorum.

Azerbaycan’la herhangi bir anlaşmaya varmadan önce, o anlaşmanın sağlanmasının bir garantisi olmalı.

Paşinyan gelene kadar, müzakere edilen belgelerde o garanti kurumları vardı.

Burada öyle değil.

Azerbaycan, garantilerin olmaması ve istediği zaman sözlerini değiştirdiğinde kimsenin kendisine imzaladığı taahhütlerini yerine getirmeye mecbur etmemesi için, yüz yüze görüşmeler talep ediyor.”

Muhalefet milletvekili Taguhi Tovmasyan’da da bu korku var.

“Sınır bölgesinin bir sakini olarak, bu gezegende en çok istediğim şey, barışı tesis etmek ve gerçekten barışçıl bir atmosferde yaşamaktır.

Ancak hükümet barıştan ne kadar çok söz ederse, düşmandan o kadar çok saldırganlık görüyoruz.

Vardenis’te çok sık silah sesleri duyuyorum, hatta onlara “Barış atışları” diyorum ve sınır bölgesindeki nüfusun çoğunluğu geceyi bu “Barış atışları” altında geçiriyor.

Bu gerçek göz önüne alındığında, o barışa inanmıyorum.

Bunu gerçekten istiyorum, fakat inanmıyorum.

Herhangi bir belge imzalandıktan sonra bile korunacağına inanmıyorum, çünkü bu konuda tecrübemiz var.”

Ermenistan Başbakanı, “Barış Anlaşması”nın uluslararası bir garantörünün olması gerektiğini, hem bu yıl, hem de geçen yıl defalarca tekrarladı.

Bununla birlikte, Ermeni tarafı belli bir ülkeyi kastetmiyor.

Paşinyan, bu yılın mayıs ayında düzenlediği basın toplantısında, hem farklı ülkelerin, hem de uluslararası kuruluşların dikkate alındığını, hatta müzakerelerde garantörün işlevini tanımlayan farklı terimlerin de önerildiğini, fakat bunun, herkesin hevesli olduğu ve birbirlerine sıra vermeden bu rolü üstlenmek istedikleri anlamına gelmediğini belirtti.

Bu arada müzakere masasını kendi tarafına çekmek isteyenler de oldukça fazla.

Washington hâlâ bir dışişleri bakanları toplantısı düzenleme önerisinin uygulanmasını, Brüksel ise, Ermenistan Başbakanı ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nı görmeyi bekliyor ve Moskova her an, herhangi bir formatta her türlü toplantıyı düzenlemeye hazır olduğunda ısrar ediyor.

Aliyev son zamanlarda birkaç kez ilk iki seçeneği reddederken, Moskova’nın teklifini hemen kabul etti ve şimdi Ermeni tarafının cevabını bekliyorlar.

Ancak Meclis Dış İlişkiler Daimi Komitesi başkanı, Ermenistan’ın müzakere sürecinin mantığına göre ilerlediğini açıkladı.

“Müzakere platformlarını değiştirmek, belki de Azerbaycan’ın müzakerelerden kaçınma taktiğidir.

Bu nedenle müzakere mantığının sürekli olmasını istiyoruz.

Belli bir süreç yaşandı ve daha önce görüşülen temel konularda o mantığın devamlılığının sağlanması çok önemli.

Washington ve Brüksel’de, anlaşmanın temel konuları üzerinde anlaşmaya varıldı.

Bu sürecin devam etmesi, müzakerelerin sıfır noktasına dönmemesi, temel konularda yeniden görüşmeye başlamaması çok önemli.”

Hükümet kanadının lideri Artur Hovhannisyan, Ermenistan’ın bu tutumuyla Rusya’yı bölgeden ve arabulucular arasından dışladığı yönündeki suçlamaları kabul etmiyor.

“9 Kasım açıklaması vardı.

Sahada yaşananlar hepimizin gözü önünde yaşandı ve esasen hem güven, hem de duyarlılık gerçekliğe dayanmaktadır.

Herhangi bir tarafa karşı duyulan güvenin ölçüsü, önceki anlaşmalara uyulması ile oluşturulur.

Kimseyi dışlamaya, kimseye karşı belirli bir politikaya sahip olmaya gerek yok.

Ermenistan kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder.

Ermenistan’ın vazgeçmeyeceği ilkeleri var.”

Her ne kadar hükümet Azerbaycan’la barışa gitmekte ısrar etse de, parlamento muhalefeti, Karabağ meselesinin henüz kapanmadığını, Azerbaycan’ın, zulmünün hesabını uluslararası platformlarda vermesi gerektiğini savunuyor.

Daha fazlasını göster
Back to top button