ANASİYASET

Türkiye’nin arabuluculuğunun imkânsızlığı

Türkiye bir kez daha arabulucu rolüne aday

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller bir brifingde ABD’nin, Türkiye’nin Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilişkileri normalleştirmedeki rolünü memnuniyetle karşıladığını belirterek, Washington’un, barışın mümkün olduğu konusunda Ankara ile aynı fikirde olduğunu ekledi.

Başarısız olan futbol diplomasisini hatırlatan Ermeni uzmanlar ise bu iyimserliği paylaşmayıp, Ankara’nın arabulucu değil taraf olduğunu iddia ediyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü brifingde, ABD’nin Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesinde Türkiye’nin etkin rolünü memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Matthew Miller, Türkiye Dışişleri Bakanı’nın dün Bakü’de yaptığı, bölgede barışın mümkün olduğu yönündeki açıklamasını onayladı.

Miller, ABD’nin barışa ulaşmak için iki taraf arasında doğrudan müzakereleri desteklediğini de sözlerine ekledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Azerbaycanlı mevkidaşı ile düzenlediği basın toplantısında, Erivan ile Bakü arasında arabulucu olmak için başvuruda bulunarak, Türkiye’nin Ermenistan-Azerbaycan anlaşmasını, Ermeni-Türk uzlaşmasının ön şartı olarak gördüğünü vurguladı.

“Kafkasya” enstitüsü müdürü siyaset bilimci Alexander İskandaryan, Türk tarafının açıklamasının yeni olmadığını, Türkiye’nin onlarca yıldır bu konuyu konuştuğunu belirterek, futbol diplomasisinin bu nedenle 10 yıl önce sekteye uğradığını hatırlatıyor.

“Aliyev’in dediğini yapın, her şey yoluna girecek diyorlar.

Neyin iyi olacağını netleştirmiyorlar, fakat şu anda ve genel olarak Türkiye’nin tutumu aslında Azerbaycan’ın tutumudur.”

İskenderyan’a göre, siyasi açıdan bakıldığında doğuda Bakü, batıda ise Ankara’nın olduğu durumda değişiklik oldu.

Artık hem doğuda, hem de batıda iki Bakü’müz var, çünkü tek bir birleşik politika izleniyor.

Aynı zamanda Azerbaycan’ın da arzusu olan, Türkiye’nin arabuluculuk hırsına gelince, siyaset bilimciye göre bu, şark zihniyetiyle, daha doğrusu bir şeyler elde etmekle ilgilidir.

Siyaset bilimci, bir bakıma bunu başardıklarını kaydederek, Azerbaycan’ın başlangıçta Batı’nın arabuluculuk platformundan yana olduğunu, sonra Fransa olmadan bundan yana olduğunu, ardından da, bunun Rus platformu olmasını, daha sonra iki taraflı olmasını, şimdi de Türk platformu olmasını tercih ettiğini belirtti.

“Sorun platformlarda değil.

Sorun nerede, kimin ve hangi koşullar altında bir anlaşmaya varılmasına yardımcı olacağı, ya da bu müzakere ve anlaşma yolundan geçileceği değildir.

Sorun karşılıklı anlaşma olmamasıdır.”

Ancak bazı uzmanlar platform seçiminin önemli olduğuna inanıyor.

Türkiye’nin belirgin tarafgirliğini dikkate alarak, Türkiye’nin olası arabuluculuğuna ilişkin endişelerini dile getiriyorlar.

Uzmanlar, Azerbaycan’la doğrudan müzakere yapılmasından da kaygılı olduklarını belirterek, bunun Batı’nın hâlihazırda Azerbaycan’a yönelik baskılarını sorgulamak anlamına geldiğini belirtiyor.

Siyaset bilimci Harutyun Mkrtçyan bu yaklaşımı paylaşmamaktadır.

“Aslında doğrudan müzakereler, Ermenistan Cumhuriyeti’ni boğazından tutup, Moskova platformuna sürüklemekten çok daha iyidir.

Kusura bakmayın, fakat neden doğrudan müzakerelere gitmeyelim?”

Öte yandan siyaset bilimci Mkrtçyan’a göre Azerbaycan, Ermenistan’la müzakerelerden kaçınmak ve barış anlaşması imzalamamak için elinden geleni yapıyor.

Türkiye’nin arabuluculuğundan bahsetmek de bu çabaların bir parçasıdır.

Daha fazlasını göster
Back to top button