ANABİLİM ve KÜLTÜRSİYASET

Ermenistan’ın kültürü ve mirası

Forbes India’nın makalelerinden birinde, Ermenistan’ın kültürü ve mirası tanıtılıyor

Forbes India’nın yakın zamanda yayınlanan makalelerinden biri, Ermenistan’ın kültürünü ve mirasını tanıtıyor.

Makalede “Zengin Ermeni kültürünün içine daldığınızda, antik haçkarların oymalarına tanık olacaksınız.

Volkanik tüf ve bazaltla süslenmiş Ermenistan’ın pastoral mimarisi, Ağrı Dağı’nı hatırlatarak, geleneksel haç tasarımından kaçınıyor.

Duvarlarında, İncil’den hikâyelerin anlatıldığı freskler ve karmaşık taş oymalardan oluşan, sanatsal bir duvar halısı ortaya çıkıyor.

Dinin çoğu zaman bir çatışma kaynağı olduğu bir dünyada, Ermenistan canlandırıcı derecede ilerici bir yaklaşım benimseyerek, M.S. 301 yılında Hıristiyanlığı resmi olarak kabul eden ilk ülke oldu.

Haberi yaymak için ateşli vaazlara veya büyük tapınaklara dayanmadılar, bunun yerine sanata yöneldiler ve dini ifadenin benzersiz bir biçimi olan haçkarları yarattılar.

Yüzeylerine Kelt haçları, yazılar, geçmeli danteller, bitkisel motifler ve İncil’den betimlemeler oyulmuş 50.000 haçkarla Ermenistan’da zaman durmuş gibi görünüyor.

Ermeni tarihçi, arkeolog ve antropolog Hamlet Petrosyan, “Haçkarların dikilmesi, Bagratuni hanedanının siyasi bağımsızlığını kazandığı 9. yüzyılın ortalarında başladı.

Haç bir açık hava anıtıydı ve Araplar artık kendilerine ait olan topraklarda bunların kullanımını kesinlikle yasakladı ve ancak bağımsızlık dalgasıyla birlikte haçkarların yerleştirilmesine başlandı.

9. yüzyıla kadar çeşitli kiliselerde, kiliselerin apsislerinde, pencerelerinde ve alınlıklarında haçkarlar vardı ve kural olarak erken Hıristiyan anıtları kanatlı haçlarla bitiyordu, ancak bunlar haçkar değildi, haçkar bir blok taştır ve sadece haç formu betimleme amaçlıdır”.

UNESCO tarafından 2010 yılında “Somut Olmayan Kültürel Miras” olarak ilan edilen bu haçkarlar, dikilitaş oyma sanatından ilham alarak yüzyıllardır Ermeni coğrafyasındaki varlığını sürdürüyor.

Haçkarlar, doğal siyah taştan, kırmızımsı tüf ve bazaltlara kadar çeşitli taşların üzerine oyulmuştur.

Zanaatını 13. yüzyıla ait Noravank manastırında geliştiren taş ustası Ruben Ğhazaryan, ortaçağ usta mimarı ünlü Momik’in adıyla eşanlamlı olan yumuşak, felsit taşıyla çalışıyor.

Bir diğer usta haçkar ustası Bogdan Hovhannisyan, Vanadzor’daki atölyesinde asırlık haçkar oymacılığı geleneğini alçı taşı üzerine oyarak sürdürüyor.

Ataları taş oyması ustası olan, 42 yaşındaki taş ustası Babik Vardanyan, “Babam 1970’li yıllarda haçkar yapımına başladı.

Bu, Hıristiyanlığın yasaklandığı ve kiliselerin çoğunun kapatıldığı Sovyet dönemiydi.

Çoğunlukla mezar taşı olarak sipariş edilen haçkarlar yapmaya başladım.

Son 20 yılda her biri benzersiz ve kendine has bir geçmişi olan 200’den fazla haçkar yaptım.

Haçkar el yapımıdır.

Keski ve çekiç kullanıyorum.

Eskiden testerenin olmadığı zamanlarda insanlar taşlara elle şekil verip, hareket ettirirlerdi, bu yüzden onlara taş oyması ustaları deniyordu.

Artık elbette taşın işlenmesini kolaylaştıran elektrikli aletler de var, fakat hala insan eli taşa ruh veriyor, her haçkarda ortalama 1-1,5 ay çalışıyorum ve daha karmaşık haçkarların tamamlanması ise üç ila altı ay sürüyor”,- demektedir.

Rahipler haçı, tüm dünyayı koruyan ağaçla eşitlediler.

Bu metafordan ilham alan zanaatkârlar, maharetli elleriyle bu ilahi sembolleri kalıcı taş heykellere dönüştürürken, aydınlatıcılar de sanatsal yetenekleriyle onları kutsal metinlerin sayfalarında hayata geçirdi.

Ermeni ruhunda uzun süredir kök salmış olan, dünyanın bir bahçe olduğu yönündeki köklü düşünce, başlangıçta katı bir dikdörtgenle sınırlı olan ve göğe doğru hayat ağacına dönüşen Hıristiyan haçında yeni bir yuva buldu.

Daha fazlasını göster
Back to top button