ANASİYASET

“Barış Anlaşması”ndan, “Çerçeve Anlaşması”na

“Barış Anlaşması” mı, “Çerçeve Anlaşması” mı?

Barış anlaşmasına ilişkin müzakerelerin zorlu seyri, belgenin yalnızca içeriğini değil, aynı zamanda formatını da etkileyebilir.

Uzmanların çoğu, şu aşamada çerçeve anlaşması olasılığını dışlamıyor ve Bakü’nün bu seçeneğe mutlaka ulaşmak istediğini belirtiyor.

Bir çerçeve anlaşmasının imzalanma olasılığı ne kadardır ve bu ne gibi risklere yol açabilir?

“Barış Anlaşması” değil, “Çerçeve Anlaşması”.

Siyaset bilimci Beniamin Poğosyan, “Radiolur” ile yaptığı görüşmede, Ermenistan-Azerbaycan sürecinde kaydedilen olguları, Aliyev’in söylemlerini ve saldırgan açıklamalarını analiz ederek, birçok sorunlu konu olduğu, başka bir deyişle, Ermenistan’ın, Azerbaycan’ın önerilerini kabul etmeye yatkın olmadığından dolayı, Bakü’nün de “Barış Anlaşması” imzalamak istemediği sonucuna varıyor.

“Bu belgeler uzman çevrelere kapalı olduğu için, bu sözleşmenin hangi yöne doğru gittiğini görmüyoruz.

Dördüncü seçeneği Ermenistan yolladı, beşinci seçeneği Azerbaycan geri yolladı, altıncı seçeneği ise Ermenistan yolladı…

Ne Azerbaycan’ın 11 Eylül’de gönderdiği metne, ne Ermenistan’ın Aralık ayı başında gönderdiği metne, ne Azerbaycan’ın 21 Aralık’ta gönderdiği metne, ne de Ermenistan’ın 4 Ocak’ta gönderdiği metne aşina olmadığımız için müzakerelerin aşamasını değerlendirmek zor.

Bu açık kaynaklardan tahmin edebildiğim kadarıyla, Azerbaycan, mümkün olduğu kadar tartışmalı konuları ortadan kaldıralım, tartışmalı konuların tamamını kaldırırsak ortada tartışmalı bir konu olmadığı ortaya çıkacak, müzakereleri bir an önce bitirelim, o çerçeve anlaşmasını imzalayalım, ondan sonra, hangi haritalarla sınırları çizeceğiz, sınırları nasıl açacağız, Azerbaycanlılar Ermenistan sınırını nasıl geçecek, Ermeniler Azerbaycan sınırını nasıl geçecek ve diğer konularda yıllarca müzakere etmek zorunda kalacağız diyor.

Birkaç gün önce, kapanış basın toplantısında, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin çeşitli yönlerden düzenlenmesi sürecinde yaşanan aksaklıklara dikkat çekti.

Öncelikle, Bakü’nün müzakereleri reddettiğini ve bunun geriye doğru bir adım olduğunu belirtti.

Aliyev’in, özellikle barış sürecine darbe vuran son açıklamalarına vurgu yaptı.

Aliyev, toprak bütünlüğüne ilişkin açıklamalarında Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin işgali altındaki Ermenistan topraklarından çekilmeyeceğini söylediğini, ayrıca yeni sınırların çizilmesi gerektiğini veya Sovyet öncesi bazı sınırların kullanılması gerektiğini kaydetti.

Yolların açılması konusunda da talimatlar veriliyor ve tüm bunlar, Ermenistan Dışişleri Bakanı’na göre “barış sürecinde” bir aksaklık yaşandığını söylemenin temelini oluşturuyor.

Azerbaycan uzmanı akademisyen Tatev Hayarapetyan’ın, anlaşmanın imzalanması konusundaki tavrı değişmedi.

Bakü, sorunları askeri güçle çözebildiği sürece, herhangi bir anlaşmaya ihtiyaç duymuyor.

“Her şey tam tersini gösteriyor.

Bugün Azerbaycan yönetimi herhangi bir belgeyi imzalamakla her zamankinden daha az ilgileniyor, çünkü güç kullanımını, etnik temizliği, saldırgan uygulamaları her seferinde sindiriyor ve bu koşullarda kendisini kâğıtlarla bağlamak konusunda hiçbir çıkarı yok.

Batılı ortaklardan ve formatlardan, yaptırımlar veya diğer eylemler şeklinde gerçek bir tehdit görmüyor.”

Buna göre uzmanlar, askeri operasyon olasılığının yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Bu bağlamda AB’nin dış politika ve güvenlik konularından sorumlu yüksek temsilcisi Josep Borrell geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’ın Ermenistan Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırısının ciddi sonuçlar doğuracağını duyurdu.

Beniamin Poğosyan bu açıklamayı şu şekilde yorumluyor, “Azerbaycan yeniden askeri güce başvurursa AB ne yapacak?”

Benim görüşüme göre, sınırlı bir askeri operasyondan bahsediyorsak, bazı stratejik yükseklikleri alması, yollarımızı daha iyi kontrol etmesini sağlayacak, özellikle Sünik’te, Vayots Dzor’da.

Örneğin Azerbaycan, anklav dedikleri bir köyü işgal etmesi durumunda hiçbir devletten, ne AB’den, ne ABD’den, ne de Rusya Federasyonu’ndan ciddi bir adım beklemiyorum.

Bu durumda duyurular, eleştiriler, itirazlar olacak ve sonra herkes unutacak.

Lakin şayet Sünik’in veya Vayots Dzor’un bir kısmının işgali, Nakhicevan’la fiziki temas kurulması ve Ermenistan’ın ikiye bölünmesi gibi büyük çaplı bir askeri saldırı olursa, örneğin Yeğegnadzor’a gittiğimizde, Azerbaycanlıların Vayk’ta bulundukları belli olursa veya Ermenistan’la bağlantısı kesilmiş ve Nakhicevan, Azerbaycan, İran arasında sıkışıp kalmış bir Sünik olursa…

Şayet böyle geniş çaplı bir şey olursa, hem AB’den, hem ABD’den ve Rusya’dan tepki geleceğini sanıyorum, Rus birliklerinin hâlâ Sünik’te olduğunu, İran’ın da buna karşı olduğunu her zaman söylediğini unutmayalım.”

Bu durumda AB’nin tepkisi sert olacaktır, fakat ne yapacağını kimsenin söyleyemeyeceğini belirten uzman, bu konuda 27 AB ülkesinin anlaşmasının da gerekli olacağının dikkate alınmasını tavsiye ediyor.

Daha fazlasını göster
Back to top button