ANASİYASET

Türk medyasının yalanlarının sonu yok

Sünik için “Kaliningrad modeli” mi?

Birkaç gün önce, Türk hükümet yanlısı propaganda platformları Türkiye Gazetesi’nde ve internet sitesinde, Antalya sırasında Ermeni ve Türk heyetleri arasındaki kapalı kapı toplantısını sözde “ifşa eden” bir makale yayınladı.

Medyaya yansıyan bilgilere göre, Türkiye özel temsilcisi Serdar Kılıç’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantılarda, Ermenistan’ın Sünik bölgesine (yazıda Zangezur) özel statü verilmesi konusu görüşüldü.

“Rusya’ya bağlı ancak özerk bölge statüsünde olan Kaliningrad” modelinin benzeri.”

İlk bakışta “dikkat çekici” olan bu yazının, Türk medya çevrelerinde “saçmalıklar yazan gazeteci” olarak tanınan Yılmaz Bilgen adlı bir gazeteci tarafından kaleme alındığı görülüyor.

Köşe yazarı Musa Özgürlü, Bilgen’in kendi pratiğine sadık kalarak, Türkiye-Suriye ilişkileri hakkında yanlış bilgi yaydığı başka bir makalesine atıfta bulunarak kendisini böyle adlandırdı.

Özgürlü, Bilgen’in alıntı yapmayan bir gazeteci olduğunu, yayınların onun sonsuz hayal gücünün bir tezahürü olduğunu kaydetti.

Dönelim Bilgen’in Antalya forumu hakkında aktardığı bilgilere.

“Antalya’daki diplomatik forumda muhataplar arasında Zangezur meselesi görüşüldü.

Ermeni tarafı ise kontrolün ve kullanımın kendilerine ait olduğu görüşünü savundu.

Türkiye özel temsilcisi Serdar Kılıç’ın da katıldığı görüşmelerde Türk tarafı, Zangezur’a özel statü verilmesini, Rusya’ya bağlı, ancak özerk bölge statüsündeki Kaliningrad modelinin uygulanmasını önerdi.

Öncelikle, ablukanın kaldırılması sürecinde Rusya’nın “Kaliningrad modeli”nin kullanılması ihtimalinin yeni olmadığını ve Bakü tarafından düzenli olarak formüle edildiğini belirtelim (Örneğin, bkz. Azerbaycan cumhurbaşkanının yardımcısı Hikmet Hacıyev’in Alman gazetesine verdiği röportaj), ancak Sünik değil, Nakhicevan’la ilgili.

Her şeyden önce, yazar ve “iddialar” doğru olsa dahi, böyle bir öneriyle gelen Türk heyetinin temsilcisinin coğrafi konum ve statüler arasında yönelimli olmadığı yazılı metinden açıkça görülmektedir.

Bu bağlamda bölgemizde kesin olarak eksklav statüsüne sahip tek bölgenin Nakhicevan Özerk Cumhuriyeti olduğunu belirtmekte fayda var.

Üstelik Kaliningrad, Nakhicevan’dan farklı olarak, Rusya topraklarıyla deniz bağlantısına sahip olduğundan, yarı-eksklav statüsüne sahiptir.

Ayrıca, Türk-Azerbaycan tarafı her türlü saçmalığı sunabilir, fakat önemli olan, Ermeni tarafının bunlara ne cevap vereceğidir.

Bu bağlamda, Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, “Hraparak” gazetesinin talebine yanıt olarak açıkça belirtti.

“Ermenistan’ın, bölgesel kanalların blokajının kaldırılması konusundaki tutumu, Antalya Diplomatik Forumu kapsamındaki tüm toplantı ve görüşmelerde de açıkça ortaya konmuştur.

Temel alınan dört prensiple çelişen hiçbir model, ciddi tartışma konusu olamaz.

Bu arada Bilgen de yazısında buna değiniyor.

Ancak, maalesef Türk-Azerbaycan propagandasına alet olmaktan çekinmeyerek, “saçmalıklar yazan gazeteci”nin yazısını yıldırım hızıyla yayan Ermeni medyasının aslında olayın asıl konusunu dile getirmemesi dikkat çekicidir.

“Zangezur Koridoru”na 10.000 terörist konuşlandırıldı” yazısı ise, bir başka dezenformasyondur.

Makalede özellikle Azerbaycanlı uzman Gafar Mehdiyev’in “Zangelan’dan başlayıp Daşkesan’a kadar uzanan hat boyunca Kürdistan İşçi Partisi (PKK) teröristleri dâhil olmak üzere, 10 bin terörist konuşlandırıldı”,- dediği belirtiliyor.

Yayının bu kısmından, altındaki asılsız ve gerçeklikten uzak propaganda içeriği zaten belli oluyordu.

Bu arada, Türkiye-Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik propaganda sürecine dâhil olan, meşum gazetecinin Ermenistan’a ve Ermenilere yönelik tek saldırısı değil bu.

Bu şahıs, örneğin düzenli olarak, “silahların Fransa’nın desteğiyle İran’a, ardından Ermenistan ve Karabağ’a nakledilmesi”, “Ermeni teröristlerin Karabağ’daki Azerbaycan mevzilerine saldırıları” gibi yalan tezler yaymaya çalışmıştır.

Üstelik aylar önce aynı Yılmaz Bilgen, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’a atfederek, “Zangezur Koridoru Ermenistan tarafından değil, İran tarafından engelleniyor” sözü, bu kez Ermenistan-İran ilişkilerini bozmaya yönelik açık bir yalan ve manipülasyon örneğiydi. .

Özetlersek, barış görüşmelerine paralel olarak bilgi savaşının durmadığını, Türkiye-Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik saldırılarının yanlış bilgilendirme, asılsız suçlamalar ve gerçeklerin çarpıtılması şeklinde devam ettiğini belirtelim.

Jeopolitik olayların hangi aşamada, hangi amacı güttüğü ise ayrı bir sorudur.

Bunlar Ermenistan’a karşı yeni bir saldırıya zemin hazırlamak, Ermenistan ile müttefikleri arasındaki ilişkilerin bozulması, Ermenistan’daki iç siyasi durumun istikrarsızlaştırılması olabilir.

Daha fazlasını göster
Ayrıca oku
Close
Back to top button