ANADÜNYAERMENİ SOYKIRIMISİYASETTOPLUM

Ermeni Soykırımı’nın inkâr edilemezliği

Uluslararası üne sahip bilim insanları Ermeni Soykırımı’nın inkâr edilemezliğini doğruluyor

Uluslararası üne sahip bilim adamlarının Soykırım ve insan hakları konusundaki araştırmaları ve yayınları, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarını belgeliyor.

Zoryan Enstitüsü’nün, konuyla ilgili yayınladığı mesajda, örgütün Ermeni Soykırımı gerçeğini doğrulama çabalarında, farklı milletlerden bilim adamlarıyla defalarca işbirliği yaptığı, onları farklı ülkelerin arşivlerini incelemek ve araştırma yapmaya teşvik ettiği ve yürütülen araştırmaları bilimsel süreli yayınlarda veya monografiler halinde yayınlanmakta olduğu belirtildi.

Aşağıda sunulan kitaplar, Osmanlı devleti tarafından gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı’nı açıkça anlatan, çeşitli disiplinlerden tanınmış bilim adamlarının yaptığı bu tür araştırmaların sonuçlarıdır.

Alman gazeteci, tarihçi, Der Spiegel dergisi yöneticisi ve bağımsız bilim adamı Wolfgang Gust, eşi Ingrid Gust’un yardımıyla 11 yıl boyunca Alman Dışişleri Bakanlığı arşivini inceledi ve buradan Birinci Dünya Savaşı’yla ilgili çok sayıda belgeyi derleyip, yayınladı.

Gust’un “Ermeni Soykırımı. Alman Dışişleri Bakanlığı Arşivlerinden Kanıtlar, 1915-1916” kitabı, Osmanlı İmparatorluğu’nda görev yapan Alman diplomatlar ile Berlin’deki üstleri arasındaki iletişimleri sansürsüz olarak sunmaktadır.

Kitap Almanca (2005), Türkçe (2012) ve İngilizce (2014) dillerinde yayımlandı.

Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Alman konsolosluk yetkililerinden, Berlin’deki Alman Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen yaklaşık 218 telgraf, mektup ve rapor, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan Ermeni Soykırımı’nı anlatmaktadır.

Bu belgelerin varlığı, Ermeni Soykırımını inkâr etmeye çalışacak herkes için yadsınamaz bir gerçektir, çünkü bu belgeler, savaş sırasında Türkiye’nin müttefiki olan bir ülkenin arşivlerinde bulunmuştur.

Çalışma, Ermeni Soykırımı’nın faillerinin eylem ve motivasyonlarının daha derinlemesine anlaşılmasını sağlamaktadır.

Kitabın Almanca baskısı, 2 Haziran 2016’da Alman Parlamentosu’nun Ermeni Soykırımı’nı tanımasında büyük rol oynadı.

Almanya’nın “Yeşiller Partisi” eş başkanı Cem Özdemir, Zoryan Enstitüsü’ne yaptığı ziyarette, “Wolfgang Gust ve Zoryan Enstitüsü’nün çalışmaları çok önemliydi, çünkü dünyada Ermeni Soykırımı’nın belki de en iyi korunmuş arşivi olan Alman Dışişleri Bakanlığı belgelerini ilk kez gördük”,- dedi.

Aralık 1915’te, Almanya’nın Konstantinopolis’teki büyükelçisi Kont Paul Wolff-Metternich, İmparatorluk Şansölyesi Theobald von Bethmann Holweg’e, “…Ermenilere yapılan zulme ilişkin memnuniyetsizliğimiz basınımızda açıkça dile getirilmeli ve Türklere yönelik heyecanımıza son verilmelidir.

Onların başardıkları her şey bizim yaptıklarımız sayesindedir.

Onlar bizim subaylarımız, bizim toplarımız, bizim paramızdır…

Ermeni sorununda başarı elde etmek için, bunun sonuçları konusunda Türk hükümetine korku aşılamalıyız.

Şayet askeri nedenlerden ötürü, bu durumla daha sert bir duruşla yüzleşmeye cesaret edemezsek, geride durup, müttefikimizin katliama devam etmesini izlemekten başka seçeneğimiz kalmayacak”,- diye yazmaktadır.

Şansölyenin cevabı ise, “Savaş sırasında bir müttefikin alenen kınanması tarihte benzeri görülmemiş bir eylem olacaktır.

Tek amacımız, savaş sonuna kadar Türkiye’yi yanımızda tutmaktır, bunun sonucunda Ermeniler katledilmiş olsa dahi”,- olur.

Vahagn Dadryan ve Taner Akçam birlikte Türk askeri arşivlerini incelediler.

“İstanbul Kararı: “Ermeni Soykırımı Duruşmaları” kitabı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilere karşı işlenen suçlara ilişkin “Takvim-i Vekâyi”de bulunan Türk askeri mahkemelerinin Osmanlı hükümetinin resmi kayıtlarının çevirisini ve ayrıntılı analizini sunmaktadır.

1919’daki feci yenilginin ardından Osmanlı hükümeti bir soruşturma emri verdi ve bu suçların faillerine karşı bir dizi dava düzenlenmesine yetecek kadar delil sundu.

V. Dadryan ve T. Akçam, duruşma belgelerini ilk kez İngilizce olarak derleyerek, bunları tarihi ve hukuki bağlamıyla sundu.

Bu belgeler, savaş sırasında bakanların, Jön Türk Partisi liderlerinin ve bu suçlarla suçlanan diğer kişilerin Türk askeri mahkemeleri tarafından yargılandığını göstermektedir.

Birçoğu suçlu bulunarak, hapis cezasından idama kadar farklı cezalara çarptırılır.

Nürnberg’in aksine, Türk askeri mahkemeleri yalnızca mevcut Osmanlı ceza kanunlarına göre yönetilmekteydi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yerine ulusal bir mahkemenin getirilmesi, ulusal öz yargılamanın benzersiz bir girişimi olarak tarihe geçti.

Bu derleme, kendi vatandaşlarına yönelik olarak devlet tarafından desteklenen yirminci yüzyılın ilk soykırım suçunun kovuşturulmasının tarihsel arka planı, siyasi niteliği ve hukuki sonuçları hakkında kapsamlı bir analiz ile büyük ölçüde genişletilmiştir.

Yirminci yüzyılın ilk soykırımı sırasında kendi vatandaşlarına yönelik tarihsel genel durumun, siyasi olguların ve hukuki sonuçların kapsamlı bir analizini sunduğu gerçeği göz önüne alındığında, bu derleme daha da ağırlık kazanmaktadır.

Raporda, Türkiye’nin geçtiğimiz yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’ndan ve Jön Türkler’den bugünkü Cumhuriyet’e kadar önemli bir dönüşüm geçirdiği, ancak bu süre zarfında Türkiye’nin kitlesel şiddeti teşvik etme ve başlatma konusunda endişe verici bir tutarlılık gösterdiği vurgulanmaktadır.

Özellikle Sünni Müslüman-Türk kimliğinin inşası, Aleviler, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar, Kürtler ve Yezidiler dâhil olmak üzere, etnik ve dini grupların “iç düşman” olarak ilan edilmesi ve onlara yönelik kamusal nefretin sergilenmesiyle gerçekleştirilmiştir.

Bu çalışma, Türk tarihinde bu tür şiddetin endişe verici tekrarına ilişkin kapsamlı bir vaka çalışmaları ve tarihsel yansımalar dizisi sunmaktadır.

Kitap, yalnızca etnik-dini gruplara yönelik vahşetin, ulusun benlik duygusunu nasıl etkilediğini değil, aynı zamanda bu vahşetin cezasız kalmasının, IŞİD ve diğer devlet dışı aktörlerin yükselişi ve Yezidiler gibi azınlıklara yönelik şiddet de dâhil olmak üzere, Orta Doğu’daki daha geniş şiddete nasıl katkıda bulunduğunu göstermektedir.

Uluslar arasında artan gerilimler, yıkıcı çatışmalar ve soykırımın inkârının ortaya çıkan gerçekleri karşısında nasıl ilerlememiz gerektiğini anlamak zor.

“Zoryan Enstitüsü, akademik çalışmalarla soykırım çalışmaları ve insan hakları alanında farkındalık yaratmaya ve genişletmeye çalışıyor.

Enstitü, üniversite programının yanı sıra birçok kitap, makale ve dergi yayınlamakta ve sponsorluk yapmaktadır.

Bu üç kitabın, dünyada insan hakları ve Ermeni Soykırımı tarihiyle ilgilenen herkesin kütüphanesinde bulunması gerektiğine inanıyoruz”,- diye sonuçlanmaktadır Zoryan Enstitüsü’nün mesajı.

Daha fazlasını göster
Back to top button