ANADÜNYASİYASETTOPLUM

Azerbaycan’da da gayr-ı hukuki tutuklamalar

Gazetecilerin hapse atılmasının nedeni, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki yolsuzluk ameliyelerinin ifşa edilmesidir

Geghard Bilimsel-Analitik Vakfı, Azerbaycan yetkilileri tarafından Dağlık Karabağ’daki yolsuzluk ifşalarını haber yapan 7 bağımsız gazetecinin siyasi zulüm ve hapse atılmasına değindi.

Vakfın yayınladığı makalede, Dağlık Karabağ’daki inşaat işlerindeki büyük çaplı yolsuzluk ameliyeleri hakkında konuşan 7 gazetecinin, Azerbaycan’da 7-9 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtiliyor.

Dahası, gazeteciler uydurma suçlamalarla mahkûm edildi ve davadaki tanıklar, savunmaya göre, baskı altında önceki ifadelerini geri çektiler veya reddettiler.

Hapisteki gazeteciler, Azerbaycan hapishanelerindeki insanlık dışı muamele konusunda düzenli olarak alarm veriyorlardı.

Avrupa Birliği, gazetecilerin baskı altına alınması ve hapsedilmesi konusunda endişelerini dile getirerek, Azerbaycan’ı “insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı göstermeye, uluslararası yükümlülüklerine uymaya ve tüm gazeteciler ve medya çalışanları için güvenli ve elverişli bir ortam sağlamak için derhal adımlar atmaya” çağırdı.

AB açıklaması, Azerbaycan’daki bağımsız bir haber sitesi olan AbzasMedia’nın gazetecilerinin ve personelinin 20 Haziran’da mahkûm edilmesinin ardından geldi.

Bakü Ağır Ceza Mahkemesi, AbzasMedia direktörü Ulvi Hasanli, genel yayın yönetmeni Sevinc Vagifgızı, araştırmacı gazeteci Hafız Babali ve RFE/RL gazetecisi Farid Mehralizadeh’i dokuz yıl hapse mahkûm etti.

Gazeteciler Nargiz Absalamova ve Elnara Gasimova sekiz yıl, müdür yardımcısı Mahammad Kekalov ise 7,5 yıl hapse mahkûm edildi.

AbzasMedia gazetecileri 2023’ün sonlarında, Radio Liberty gazetecisi Farid Mehralizada ise Mayıs 2024’te tutuklandı.

AbzasMedia, Radio Liberty gazetecisinin kendi çalışanları olmadığını ve kendileriyle hiçbir bağlantısı olmadığını belirtmesine rağmen, Mehralizada aynı davada tutuklandı.

Gazeteci, Radio Liberty’de yer bulan ekonomik araştırmaları nedeniyle kovuşturulduğunu belirtti.

Gazeteci, “Savcılık ayrıca beni AbzasMedia’nın bir çalışanı olarak ‘atadı’ ve orada ofiste çalışan bir ekonomi uzmanı olduğumu iddia etti.

Bu iddiaların ikisi de asılsızdır”,- dedi.

Gözaltına alınanlar “para kaçakçılığı”, “kara para aklama”, “vergi kaçırma” ve “belge sahteciliği” ile suçlandı.

Tutuklananlar, kendilerine yöneltilen suçlamaları reddederek, tutuklamaların yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili siyasi zulüm olduğunu belirtti.

Soruşturma özellikle, 2020 savaşından sonra Dağlık Karabağ’daki yeniden yapılanma çalışmaları ve devlet bağlantılı şirketlerin yasadışı finansal ağlarına ilişkin raporlarla ilgilidir.

Mehralizada, duruşma sırasında yaptığı konuşmasında, “… Hukukun üstünlüğüne ve mahkemelerin bağımsızlığına saygı gösterilmeyen ülkelerde, yargı süreçleri diktatörlük otoritelerinin sahte gülümsemesinden başka bir şey değildir”,- dedi ve kararın hâkimlerin değil, tutuklamaları emredenlerin olacağını ekledi.

Bir dizi uluslararası insan hakları örgütü de Azerbaycan’daki gazetecilere yönelik baskı ve son kınamalara daha sert ifadelerle yanıt verdi.

Geghard Vakfı, tanınmış insan hakları örgütü Amnesty International’ın, AbzasMedia’ya karşı açılan davanın, Azerbaycan yargı sisteminin ülkede bağımsız gazeteciliği susturmak için nasıl bir silah olarak kullanıldığına dair bir örnek olduğunu vurgulayan bir açıklamasına atıfta bulundu.

İnsan hakları örgütü, Azerbaycan’daki siyasi baskının çirkin olduğunu, ancak uluslararası toplumun birleşik, ilkeli bir tutumdan yoksun olduğunu belirtti.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) de mahkemenin kararını kınayarak, “bunun yetkililerin bağımsız medyaya yönelik sistematik baskısının bir sembolü” olduğunu belirtti.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Azerbaycan’daki ifade özgürlüğü ve medyaya yönelik baskıyı “Yetkililer ülkedeki bağımsız gazeteciliğin kalıntılarını ortadan kaldırmayı amaçlıyor” diye tanımladı.

Kararları kınayan Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), gazetecilerin tek “suçunun” Azerbaycan’ın yönetici elitinin büyük çaplı yolsuzluk anlaşmalarına katılımını ifşa etmek olduğunu belirtti.

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IFJ) açıklamasına göre, gazetecilerin hapsedilmesi, yetkililerin hükümet yanlısı çevreleri içeren yolsuzluk ifşalarına karşı bir intikamıdır.

Uluslararası örgütler ayrıca, Bakü Ağır Suçlar Mahkemesi’nin 23 Haziran’da 15 yıl hapse mahkûm ettiği Azerbaycanlı aktivist Bahruz Samedov’a da atıfta bulundu.

Samedov, özellikle Ermeni özel servisleriyle işbirliği yaptığı iddia edilerek, vatana ihanetle suçlandı.

Samedov ve savunma avukatları suçlamaları reddederek, tutuklanmasının gerçek nedeninin aktivistin barışçıl ve savaş karşıtı makaleleri olduğunu ve “bunun mahkeme dava belgelerinde yansıtıldığını” iddia ettiler.

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) 2024 yıllık raporuna göre, Azerbaycan, tutuklu gazeteci sayısı bakımından dünyanın en kötü 10. ülkesidir.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Azerbaycan’da basın özgürlüğünde kademeli bir düşüş kaydetti.

Örgütün Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Azerbaycan 2024’te 180 ülke arasında 164., 2025’te ise 167. sırada yer alıyor.

“Azerbaycan’da Siyasi Mahkûmlara Özgürlük” adlı STK tarafından Haziran ayında yayınlanan verilere göre, Azerbaycan’da tutuklu gazeteci ve blog yazarı sayısı 29. Avrupa Konseyi’nin “Gazetecilerin Güvenliği Platformu”na göre şu anda tutuklu gazeteci sayısı 36’ya ulaşıyor.

Bu rakam, Azerbaycan’ın örgüte 2001’de katılmasından bu yana, Avrupa Konseyi üye ülkeleri arasında en yüksek rakam.

“Uluslararası tepkilere ve çağrılara rağmen Azerbaycan yetkilileri uluslararası yükümlülükleri ve temel insan haklarını görmezden gelmeye devam ediyor.

Uluslararası örgütler yalnızca endişe ifadeleriyle yetinirken, Bakü eylemlerinde giderek daha fazla dizginsizleşiyor, ifade özgürlüğü, sivil toplum ve gazetecilik faaliyetleri üzerindeki denetimi sıkılaştırıyor”,- diye sonuçlanıyor Geghard Vakfı’nın makalesi.

Daha fazlasını göster
Back to top button