
Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan, 26 Kasım’da bir dizi görüşme için İsrail’e geldi. Görüşmelerin amacı, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açma olasılığını araştırmak olarak bildiriliyor, aktarılan haber Israel National News kaynaklı.
Görüşmelerin masasında yer alan ana girişimlerden biri TRIPP projesi. İsrail medyasının ifade ettiği üzere bu proje, son yıllarda Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından desteklenen ulaşım koridorunun ABD tarafından revize edilmiş versiyonu ve Orta Asya ülkelerini Ermenistan ve Azerbaycan üzerinden Avrupa’ya bağlamayı amaçlıyor.
Arutz Sheva ile yapılan görüşmede diplomatik bir kaynak, İsrail ve Ermenistan arasındaki ilişkileri iyileştirme çabalarındaki hassas noktaları şöyle özetledi: “Başkan Trump projeye diplomatik destek verdi ve İsrail, bunu bölgesel iş birliğini inceleme fırsatı ve aynı zamanda Yerevan ile sınırlı bir yakınlaşma imkanı olarak değerlendiriyor. Yerevan, stratejik olarak İran ile ilişkiler yürütüyor.”
Kaynağa göre, “Ortak projeleri teşvik etme arzusu olmasına rağmen, birkaç temel konu taraflar arasındaki ilişkilere hâlâ etki ediyor.” Son yıllarda Yerevan’daki Yahudi merkezleri ve sinagoglara yönelik kundaklama girişimleri ve nefret grafitileri gibi vandalizm olayları rapor edilmiş durumda. İsrail medyası, Ermenistan’daki Yahudi topluluğu kaynaklarına dayanarak, bazı kişilerin bu eylemleri, İsrail’in Azerbaycan’a silah satışını protesto olarak gerçekleştirdiğini aktarıyor. Ancak yerel topluluk temsilcileri, Ermenistan’daki Yahudi dini yaşamının özgürce sürdüğünü ve yetkililerin düşmanca bir politika izlemediğini vurguluyor.
Bir diğer hassas konu ise Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki Ermeni mülkleriyle ilgili anlaşmazlık. Kaynağa göre, birkaç yıl önce Ermeni Patrikhanesi, bir otel inşa etmek için İsrailli bir girişimciyle kira sözleşmesi yapmıştı; ancak geçen yıl Eylül ayında sözleşmenin tamamen iptal edildiğini açıkladılar. Bu anlaşmazlık, protestolar, sosyal medyada sert mesajlar ve dünya çapındaki Ermeni örgütlerle bağlantılı faaliyetleri içeren kamu çatışmasına dönüştü. Bazı kampanyalarda toprak anlaşmazlığı “etnik temizlik” gibi ifadelerle tanımlandı; İsrail bu tanımları reddediyor ve durumu tamamen kilise ile özel şirket arasında bir sivil anlaşmazlık olarak değerlendiriyor. Kamuoyu ilgisi ise iki ülke ilişkilerinde hassasiyet yaratıyor.
Buna ek olarak, bölgesel sahada Ermenistan’ın İran ile bağları, Kudüs ile ilişkilerinde merkezi bir faktör olmaya devam ediyor. Coğrafi izolasyon nedeniyle Yerevan, enerji, lojistik ve ticaret alanlarında Tahran ile düzenli iş birliği yürütüyor. “Doğalgaz karşılığı elektrik” anlaşması yıllardır yürürlükte, 2030’a kadar uzatıldı ve ikili ticaret hacmi yıllık yaklaşık 700 milyon dolara ulaştı. Ermenistan ise 3 milyar doları aşmayı hedefliyor.
Aynı zamanda, Batılı raporlar, ABD Hazine Bakanlığı OFAC yayınları da dahil, İran’ın Ermenistan’ı yaptırımları aşmak için bir geçiş noktası olarak kullandığını öne sürüyor. Ancak Ermenistan hükümeti, ülkeler arasında silah ticareti iddialarını reddediyor. Tahran ile ilişkilerdeki hassasiyet, İsrail-Ermenistan ilişkilerinde önemli bir faktör olarak kalmaya devam ediyor.
Aynı zamanda, uzun yıllardır ABD dış politikasında etkili olan ABD’deki Ermeni lobisi, İsrail ve Azerbaycan arasındaki güvenlik iş birliğini son zamanlarda eleştirdi. Lobiyle ilgili çeşitli haberlerde, İsrail’in ABD yardımının her bir dolarını, Bakü’ye silah satışının durdurulmasına koşullandırması çağrıları yapıldı. İsrail ve Azerbaycan’da bu tür girişimler, iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri bozma girişimi olarak görülüyor; bu ilişkiler esas olarak İran tehdidine karşı ortak savunmaya dayanıyor.
Tüm bu çerçevede, Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan’ın Kudüs ziyareti değerlendiriliyor. İsrail, daha geniş ekonomik ve bölgesel projeleri ilerletme imkânını araştırmakla ilgileniyor; ancak herhangi bir ilerleme, Yahudi topluluğunun güvenliği, Kudüs’teki Ermeni mülkü anlaşmazlığı, Yerevan’ın İran ile ilişkileri ve İsrail’in uluslararası alandaki duruşu gibi hassas konuların çözülmesini gerektiriyor.
Kaynak, “İki taraf, gerilimin bir kısmını azaltmayı ve sürekli diyaloğun temellerini atmayı başarabilirse, ziyaret ilişkilerde değişimin başlangıcını işaret edebilir. Aksi takdirde, bu ziyaret, yıllar boyunca biriken derin anlaşmazlıkları aşmayı sağlayamayan önemli bir adım olarak kalabilir” şeklinde değerlendirdi.







