
Siyaset bilimci Garik Keryan, NATO içinde yaşanan görüş ayrılıklarının ABD’nin dış politikadaki iki temel yaklaşımından kaynaklandığını söyledi.
Armenpress’e konuşan Keryan, NATO’nun Avrupalı üyeleri ile ABD arasındaki görüş ayrılıklarını ve ittifakın geleceğini değerlendirdi.
Keryan’a göre ABD dış politikası tarih boyunca iki temel eksen üzerine kuruldu: izolasyonizm ve küreselcilik.
“İkinci Dünya Savaşı’na kadar ABD, Monroe Doktrini doğrultusunda izolasyonist bir politika izledi ve dünyanın diğer bölgelerindeki çatışmalara müdahil olmadı. Savaşın ardından ise NATO’nun kuruluşuyla birlikte küreselcilik anlayışını benimsedi ve dünyadaki tüm gelişmeleri kendi ulusal güvenliğiyle bağlantılı görmeye başladı.” dedi.
ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin küreselci bir dış politika izlediğini belirten Keryan, Donald Trump’ın ise yeniden “Önce Amerika” anlayışını canlandırdığını ifade etti.
Trump’ın Ukrayna savaşına yapılan mali desteği ve NATO’nun savunma yükünün büyük bölümünü ABD’nin üstlenmesini gereksiz gördüğünü söyleyen Keryan, “Washington yönetimi, onlarca yıl boyunca Avrupa’nın güvenliği için trilyonlarca dolar harcadığını ancak bunun karşılığında beklediği faydayı elde edemediğini düşünüyor. Bu, Trump’ın iş dünyasından gelen pragmatik yaklaşımının bir yansımasıdır.” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Trump’ın her zaman izolasyonist çizgide hareket etmediğini dile getiren Keryan, İran’a yönelik askeri operasyonlar, Grönland üzerindeki talepler, Venezuela’daki girişimler ve Panama Kanalı’na ilişkin politikalarının bunun örnekleri olduğunu söyledi.
Keryan, NATO içindeki ayrışmanın özellikle İran krizi sırasında belirginleştiğini belirterek, Avrupa’nın önde gelen ülkelerinin ABD’nin İran politikasına destek vermemesinin bu süreci derinleştirdiğini kaydetti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin NATO’nun daha “Avrupalı” hale gelmesi gerektiğine yönelik açıklamalarını da değerlendiren Keryan, Avrupa’nın kendi savunma sistemini kurma fikrinin yeni olmadığını vurguladı.
“İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın kendi ordusuna ve güvenlik sistemine sahip olması gerektiği yönünde görüşler sürekli gündemde oldu. Ancak bugüne kadar Atlantikçi yaklaşım üstün geldi ve Avrupa, ABD ile Kanada’nın da yer aldığı ortak güvenlik yapısı içinde kaldı.” dedi.
Keryan, ABD ile Avrupa arasında Ukrayna, Grönland ve özellikle Çin politikalarında yaşanan görüş ayrılıklarının Avrupa’nın ortak savunma sistemi oluşturma tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını sözlerine ekledi.
NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenmiş, zirve sonunda yayımlanan ortak bildiride Avrupa ülkeleri ile Kanada’nın ABD ile birlikte ittifakın savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgulanmıştı.







