
Ermenistan ve Azerbaycan liderleri Nikol Paşinyan ile İlham Aliyev’in bir sonraki toplantısı 31 Ağustos’ta Brüksel’de yapılacak. Üçlü bir toplantı yapılacağı bildirilirken, Paşinyan ile Aliyev arasında ayrı bir toplantı yapılacağı henüz açıklanmadı.
Azerbaycan uzmanı Taron Hovhannisyan’a göre, toplantının arifesinde Azerbaycan’ın Ağustos başında Artsakh’taki saldırgan davranışı da dahil olmak üzere birçok sorun birikmiş.
Aliyev, Ağavno, Sus ve Berdzor sakinlerinin evlerini terk etmeleri gerektiğini ve evlerini terk etmek zorunda olduklarını resmen duyurdu. Bu aslında bir zorunlu tehcirdir ve Azerbaycan’ın Ermenilerin Azerbaycan liderliği altında barış içinde yaşayabileceği şeklindeki sahte teziyle çelişmektedir. Bakü yetkilileri Ermenileri evlerini terk etmeye zorluyor.
News.am’e konuşan Hovhannisyan, “Toplantının yapıcı bir atmosferde olmayacağından eminim, çünkü Bakü havasında değil, aksi halde agresif bir politika izlemezdi. Azerbaycan’ın eylemleri hem Artsakh hem de Ermenistan halkına karşı giderek daha saldırgan hale geliyor. Bu nedenle toplantının sonuçlarında olumlu değişiklikler olma olasılığı sıfırdır.” ifadeleri kullandı.
Buna paralel olarak, ulaşım bağlantılarının açılması, sınırları belirleme ve çizme, insani meseleler de dahil olmak üzere başka meseleler de var.
Hatırlanacağı üzere Aliyev ile Paşinyan’ın Brüksel’deki görüşmesinden bir gün önce 30 Ağustos’ta Moskova’da, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki sınır komisyonları üyelerinin ikinci toplantısı yapılacak.
Hovhannisyan’a göre, Azerbaycan’ın aynı ulaşım bağlantılarının açılması arzusu, bağlantıların açılması anlamına gelmiyor. Bunun nedeni ekonomik değil, politik faktörlerdir. Bakü, Ermenistan toprakları üzerinden sözde “Zangezur Koridoru” fikri olarak formüle etti.
Azerbaycan tarafında böyle bir yaklaşımın olmayacağı gerçeği, Bakü’nün Ermeni savaş esirlerini ve sivil rehineleri iade etme yükümlülüklerini yerine getirme konusundaki tutumuyla kanıtlanmakta ve bu da sahte ceza davalarının açılmasına yol açmaktadır. Azerbaycan, tüm tutsakları geri gönderme yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddediyor.
Böyle bir adım, böyle bir istek olsaydı, güvenin güçlenmesine katkıda bulunabilirdi ancak Azerbaycan’da yok.
Uzman, “Toplantının fikir alışverişine dönüşeceğini düşünüyorum” dedi.
“Görüşmeleri Azerbaycan veya Ermenistan başlatmıyor. Bu durumda Brüksel arabuluculuk yapıyor, ancak siyaset bilimcinin de belirttiği gibi, Moskova’da aynı yoğunlukta toplantıların düzenlenmesini kimse kısıtlamıyor.
AB kuşkusuz önemli bir oyuncu, ancak Rusya’nın Karabağ da dahil olmak üzere bölgedeki askeri varlığının herkes farkında ve 9 Kasım 2020’den sonra Moskova’nın arabuluculuğunda üçlü formatların başlatıldığını anlıyor.
AB’nin Moskova’yı kısmen de olsa mevcut süreçlerin dışına itebileceğini düşünmüyorum, çünkü ülkede sadece Rusya gerçek bir varlığa sahip. Bir diğer husus ise Batı ile Rusya arasında rekabet olmasıdır. Taraflardan her biri en aktif arabulucu olduğunu göstermeye ve sorunları çözmeye çalışır. Bu rekabet, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları arasında da var.
Ancak tüm bunlar, taraflardan herhangi birinin süreci terk ettiği anlamına gelmez.” sözlerine ekledi.







