ANABİLİM ve KÜLTÜRTOPLUM

Artsakh’ın Hadrut şehrinin tarihi Ermeni kimliğinin yabancılaşması ve yeni bir “Azerbaycan kimliğinin” yaratılması

Artsakh’ın kültürel mirasını izleyen monumentwatch.org sitesi, 2023’te onaylanmış olan ve iddiaya göre şehrin tarihi çekirdeğini ve anıtları “rehabilite etmesi” gereken projeye atıfta bulunarak “Artsakh’ın Hadrut şehrinin işgal edilmesinin ardından 2021 yılında Azerbaycan hükümetine Hadrut şehri için yeni bir plan geliştirilmesi (şehrin tarihi kısmının “restorasyon” programı veya aynısı çarpıtılması,) emri verildi.” diye belirtti.

Yazılı açıklama şöyle:

“Bu programd aynı zamanda Surp (Kutsal) Harutyun Kilisesi’ni “yenileme” planı da içeriyor. Azerbaycan hükümeti tarafından asılan tabelaya göre, tadilattan önce kilisenin çevresinde kazı yapılması, ardından restore edilerek Kafkas Ağvank kültürünü temsil eden bir müze kurulması planlanıyor.

Hadrut’un tarihi bölümünün “restorasyonu”ndan bahsederken, Ekim 2020’de kent için yapılan savaşlarda ve özellikle kentin işgalinden sonra aynı Azerbaycan tarafının kentin tarihi merkezini 19. yüzyılına ait evlerle birlikte ateşe verdiğini de belirtelim։ Azerbaycan ordusunun bizzat çektiği, yıkılan tarihi kısmı gösteren fotoğraf ve videolarda açıkça görülüyor.

Şehrin işgalinden sonra aynı Azerbaycan tarafı, Hadrut’ta havaya uçurulan Artur Mkrtchyan Yurtseverlik Müzesi binasını hedef almış, şehrin işgalinden sonra müzedeki sergilerin akıbeti ise hala bilinmiyor. (Şehrin tarihini sunan sergiler).

Şehrin işgalinin ardından Azerbaycan tarafı, Hadrut’ta Avetik İsahakyan’ın adını taşıyan merkez kütüphane binası ve yanındaki binaları tamamen yıktı.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki İlham Aliyev’in emriyle yerli halkın, yani Ermenilerin bulunmadığı Hadrut şehri ve tüm Hadrut bölgesi için derhal yeni bir kimlik ve tarih yaratılıyor. Bunun yasal olarak ilk adımlarından biri Hadrut bölgesinin tarihi Toğ yerleşiminde sözde rezervin oluşturulmasıydı.

Hadrut yerleşimi, tarihi boyunca mutlak çoğunlukta Ermeni nüfusa ve Ermeni ulusal-dini ortamına sahip olmuştur. Söylenenlerin en iyi göstergelerinden biri, 19. yüzyılda Rusya İmparatorluğu topraklarında düzenli olarak yayınlanan, imparatorluğun etnik yapısını ve yerleşimlerini anlatan, Hadrut yerleşim yeri ve bölgesinin Ermeni olarak tanımlandığı süreli yayınlardı.

Bu yeni kimliğin ve tarihin inşasında hiçbir zaman Müslüman nüfusa yer vermeyen Hadrut şehrinde 2021 yılında yine bir caminin kurulduğunu görüyoruz.

En rahatsız edici olanı ise Hadrut’un Surp Harutyun Kilisesi’nin sözde restorasyonu ve çevresinde kazı çalışmaları yapılması. Azerbaycan tarafı, Artsakh kiliselerine ait yüzlerce Ermeni yazıtının, haçının, haçkarının sahte olduğunu, anıtları “orijinal” hale getireceklerini, yani yazıtların, haç kompozisyonlarının ve haçkarların imhası anlamına geldiğini defalarca ifade etmiştir. Daha önce, özellikle de 19-20 Eylül 2023 askeri operasyonlarında Artsakh’ın nüfusunun tamamen azaltılmasından sonra yapılan açıklamaların ne yazık ki pratikte uygulamaya konulduğunu görebiliyoruz. Bu pratik uygulamanın temeli Azerbaycan’ın Gandzasar manastırı çevresinde yarattığı gürültüydü.

Görüldüğü gibi Azerbaycan tarafı da Kafkas Ağvank kültürüne adanmış bir müze oluşturmak istiyor. Bu, Artsakh’ın Ermeni mirasının Ağvani olduğunu öne süren Artsakh’ın kültürel kamulaştırılması teorisine uyuyor. Bu teoriden dolayı Hadrut’un işgalinden hemen sonra sözde Arnavut-Udi propagandacılar derhal Azerbaycan Savunma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde Hadrut, Vank, Togh kiliselerinde ziyaretler ve ayinler düzenlemeye, aynı zamanda propaganda açıklamaları yapmaya başladılar.

Hadrut şehrinin tarihine, bölgedeki mevcut kiliselerin özgünlüğüne ve bütünlüğüne zarar vermeye yönelik her türlü eylem, uluslararası miras koruma kanunları tarafından yasaklanmıştır.

Hadrut şehrinin Azerbaycanlı gibi gösterilmeye çalışılması, yerinden edilme ve kültürel ve yaratıcı yaşamını yaşama yasağı nedeniyle zorla mahrum bırakılan Hadrut bölgesinin 13 binden fazla nüfusu olan yaklaşık 48 yerleşim yerinin kültür hakkını ihlal etmektedir. Kültürel mirasa ilişkin haklar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde tanımlanan kültürel yaşama katılım hakkının ayrılmaz bir parçası olup, herkesin bireysel veya toplu olarak kültürel mirastan yararlanma ve zenginleşmesine katkıda bulunma hakkı vardır ve bu haklar, başkalarının kültürel mirasına da kendisininmiş gibi saygı göstermekle yükümlüdür.

Bu bağlamda, bütün bir toplumun kültürel mirasını yok eden, sahiplenen, onu kendi kimliğine uygun yaşama ve yaratma hakkından mahrum bırakan Azerbaycan’ın, şimdi ise İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 27. maddesinde de tanımlanan, Ermeni toplumunun temel kültürel haklarını ihlal eden el koyma eylemini ulusal ve uluslararası düzeyde imza atmak istiyor.”

Պատմական Հադրութ քաղաքի, որը նաև հայ մշակույթի կարևորագույն կենտրոն էր, հայկական ինքնության օտարումը ակնհայտորեն ոտնահարում է քաղաքի պատմականության, վերջինիս իսկության և ամբողջականության հիմնարար սկզբունքները, որոնք բխում են 1994 թվականի Ճապոնիայում ընդունված մշակութային ժառանգության իսկության վերաբերյալ Նարայի փաստաթղթից, ինչպես նաև ԻԿՕՄՕՍ-ի կողմից 2017 թվականին Նյու Դելիում ընդուված փաստաթղթից: Իսկության սկզբունքների պահպանության Նարայի փաստաթուղթը նշում է, որ մշակութային արժեքների՝ հակամարտություններում հայտնվելու դեպքում պահանջվում է մշակութային արժեքների հանդեպ լեգիտիմության ճանաչում»,- ասված է հաղորդագրությունում:

Daha fazlasını göster
Back to top button