ANASİYASET

Atlantic Council: ABD, kazanımını pekiştirmek için Ermenistan’ın bölgesel entegrasyonuna katkıda bulunmalı

Yıllardır savaş halinde olan Ermenistan ve Azerbaycan liderleri 8 Ağustos’ta Beyaz Saray’da bir araya gelerek barış anlaşmasını onayladı. Atlantic Council için yazan BM temsilcisi Sheila Pailan ve Yorktown Enstitüsü’ne bağlı Turan Araştırma Merkezi Direktörü Joseph Epstein’ın belirttiğine göre, bu nihai bir anlaşma değil, uygulama sürecinin başlangıcıydı.

Liderler ayrıca “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Yolu” (TRIPP) adı verilen, Azerbaycan’ı Ermenistan üzerinden Nakhicevan eksklavına bağlayacak 25 millik bir koridorun oluşturulmasına dair ortak bildiri imzaladı. Yazarlar, bu gelişmelerin hem Ermenistan, hem Azerbaycan hem de ABD için büyük birer zafer, Rusya içinse ciddi bir kayıp olduğunu vurguluyor.

Makalede, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, zorlu bir çatışma sürecinde hassas müzakerelere arabuluculuk etme rolü nedeniyle övgüyü hak ettiği belirtiliyor. Bu diplomatik ilerlemenin, aynı zamanda Rusya’nın yaptığı bir dizi stratejik hata ve komşularının egemenliğini görmezden gelmesinin bir sonucu olduğu ifade ediliyor.

“ABD bu kazanımı ilerletmek istiyorsa, Ermenistan’ın bölgesel entegrasyonuna katkı sunmalı, TRIPP projesini hızla fikirden gerçeğe dönüştürmeli ve bölgedeki diğer ülkelerle bağlarını derinleştirmelidir. Bu, Moskova’nın uzun süredir kendi nüfuz alanı olarak gördüğü Güney Kafkasya’daki etkisini zayıflatacaktır” deniliyor.

Uzmanlara göre, Sovyetler Birliği’nin çöküşü sonrası bağımsızlık kazanan Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ın sınırlarını Rusya hâlâ “güce bağlı, değiştirilebilir” sınırlar olarak görmeye devam ediyor. “Bu bakış açısı tamamen emperyal bir yaklaşımdır. Kremlin için bu yeni bir durum değil. Rus imparatorluk zihniyeti yüzyıllardır yöneticileri şekillendirmiştir. 19. yüzyılda Çar I. Nikolay’ın söylediği gibi: ‘Rusya bayrağının dikildiği yerden bir daha indirilmez.’ Vladimir Putin de yakın zamanda bu yaklaşımı tekrarlayarak ‘Rusya’nın sınırları sonsuzdur’ demişti. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Alaska Zirvesi’ne ‘SSCB’ yazılı bir sweatshirt ile katılması da ‘bir zamanlar bizim olan ebediyen bizimdir’ mesajı taşıyordu” ifadelerine yer veriliyor.

Makale, bu yaklaşımın komşu ülkeleri uzaklaştırdığını, oysa bu ülkelerin Rusya ile ortaklık ilişkisi geliştirebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, “On yıllardır Ermenistan güvenliğini Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üzerinden Rusya’ya emanet etti. Ancak 2022 Eylül’ünde Azerbaycan ordusu Ermenistan topraklarına girince Yerevan’ın yardım talebi reddedildi. 2023’te ise Rus barış gücü, Bakü’nün Karabağ’ı ele geçirip bölgedeki Ermeni nüfusu kaçmaya zorlamasına seyirci kaldı” diyor. Azerbaycan’ın ise 1999’da Rusya liderliğindeki güvenlik sisteminden çıktığı, buna rağmen Moskova’nın Bakü ile silah ve enerji işbirliğini sürdürdüğü hatırlatılıyor. “Rusya’nın ihanetinden sonra Ermenistan’ın yön değişimi kaçınılmazdır; ancak bunun ne kadar hızlı ve ne kadar ileri olacağı belirsizdir” deniliyor.

Yazarlar, Rus uzmanların barış anlaşmasının önemini küçümsediğini ancak Kafkasya’nın Moskova açısından duygusal ve stratejik bir öneme sahip olmaya devam ettiğini vurguluyor. “Hazar Denizi havzası petrol ve gaz açısından zengindir ve Rusya ile İran’ı baypas eden Orta Koridor’un geçtiği güzergâh buradan geçmektedir. Nadir toprak elementleri için küresel rekabet artarken bu koridorun önemi de artacaktır. Rusya, 1990’ların başından beri Gürcistan’daki ayrılıkçı bölgeleri destekledi, 2008’de askeri müdahalede bulundu. Azerbaycan ve Ermenistan’ı etkisi altında tutmak için de benzer taktikler uyguluyor; Yerevan’ın Batı ile yakınlaşma girişimlerine diplomatik saldırılar ve ekonomik baskılarla yanıt veriyor” değerlendirmesi yapılıyor.

Makalede, Washington’da başlayan Ermenistan-Azerbaycan barış sürecinin, ABD’nin Kafkasya’daki ortaklıklarını genişleterek Rusya’ya karşı yeni bir baskı aracı haline gelebileceği belirtiliyor. Ancak yazarlar, kalıcı barış için sadece TRIPP’in inşasının yetmeyeceğini, Ermenistan üzerinden Azerbaycan’a ve Türkiye’ye yeni kara ve demiryolu hatlarının açılması gerektiğini, bunun da bölgesel ticareti canlandıracağını söylüyor. Orta Asya’ya uzanacak bu bağlantının, tedarik zincirlerinin güvence altına alınmasına ve akıllı telefonlardan elektrikli araçlara, yarı iletkenlere kadar modern teknolojilerde kullanılan nadir elementlerin çıkarılmasına katkı sağlayabileceği vurgulanıyor. “Bu strateji, Ukrayna’ya verilen desteği ve Moskova’ya uygulanan yaptırımları tamamlayabilir – hem de tek bir kurşun atmadan” ifadeleriyle makale sona eriyor.

Daha fazlasını göster
Back to top button