ANASİYASET

“Bir millet, iki devlet” anlatısındaki çatlaklar: Bakü ve Ankara arasındaki medya çatışması

2026 yılının Mart ayı başında, Azerbaycan ve Türkiye’de bilgi alanında benzeri görülmemiş bir gerginlik patlak verdi. Durum hızla uzman tartışmalarının ötesine geçerek, yüksek düzeyli politikacılar ve büyük medya holdinglerinin karıştığı kişisel suçlamalar boyutuna ulaştı.

Kriz Başlangıcı: İran Faktörü

Kriz, 4 Mart 2026’da yaşanan bir olayla başladı. Azerbaycan, Nakhicevan yönünde insansız hava araçları saldırısı bildirerek bunu İran tarafından gerçekleştirilen bir “terör eylemi” olarak nitelendirdi. Tahran’ın yalanlamasına rağmen, Türkiye medyasında ve sosyal medyada Ankara’ya dikkatli olunması çağrıları yapıldı. Türk çevrelerinin temel endişesi, Bakü’nün İran’a karşı sert tutumu ve İsrail ile yakın ilişkilerinin Türkiye’yi Tahran ile istenmeyen bir çatışmaya sürükleyebileceği yönündeydi.

Musa Guliyev’in Turkuvaz Medya’ya Yönelik Saldırısı

Bu ortamda, Yeni Azerbaycan Partisi yönetim kurulu üyesi ve milletvekili Musa Guliyev sert açıklamalarda bulundu. APA ajansına verdiği röportajda, Turkuvaz Media Group’u hedef aldı. Bu medya grubu, Berat Albayrak (Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı) ile bağlantılı olarak anılıyor.

Guliyev’in temel iddiaları şunlardı: Bazı Türkiye medya kuruluşlarını, Türkiye-Azerbaycan birliğini zedeleyen içerikler yayımlamakla suçlamak.

İsmi belirtilmeyen bir Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekilini, Azerbaycan karşıtı faaliyetleri nedeniyle dokunulmazlığından mahrum bırakılması çağrısı yapmak.

Azerbaycan-İsrail ilişkileri üzerinden Türkiye toplumunda olumsuz duyguların yapay olarak kışkırtıldığını iddia etmek.

Türkiye’nin Tepkisi
Türkiye tarafı hemen yanıt verdi. Sabah ve Daily Sabah gazeteleri, Musa Guliyev’i İsrail çıkarlarının temsilcisi ve “MOSSAD’ın kara propagandasının aracı” olarak sundu. Makalelerde Guliyev’in açıklamaları, Berat Albayrak ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliği aleyhine yapılan “iftira” olarak nitelendirildi.

“Manuel Müdahale” ile Krizin Yönetimi
Tırmanışın zirvesinden sonra, her iki ülkenin siyasi merkezleri yaşanan gerilimin etkilerini gidermeye başladı. Çok kısa sürede, Musa Guliyev’in röportajı ve Daily Sabah’daki yanıt makalesi sitelerden kaldırıldı (şu anda yalnızca arşivlerde erişilebilir).

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, provokatif yayınların göz ardı edilmesi çağrısı yapan açıklamalar yayımlayarak, Azerbaycan ile stratejik ittifakın sarsılmazlığını teyit etti.

Sonuçlar
Olay, müttefikler arasında var olan derin çelişkileri ortaya çıkardı. Resmî olarak stratejik ortaklık statüsüne sahip olunmasına rağmen, İran ve İsrail faktörleri, iki ülke elitleri arasında ciddi anlaşmazlıkların kaynağı olmaya devam ediyor.

Dikkat çekici olan nokta, eleştirilerin devlet kurumlarına değil, belirli etkili kişiler ve medya holdinglerine yönelmiş olmasıdır. Bu yaklaşım, tarafların diplomatik “köprüleri” korumasına ve tam ölçekli bir devletler arası krizin önlenmesine olanak sağladı. Materyallerin hızla kaldırılması, çatışmayı kontrol etme mekanizmalarının varlığını gösterirken, “bir millet, iki devlet” formülünün, kamuoyu algısı ve medya gündeminin resmi politika ile her zaman örtüşmediği gerçek siyasetteki düğümlerle düzenli olarak karşılaştığını ortaya koydu.

Daha fazlasını göster
Back to top button