
ABD Temsilciler Meclisi, 2027 mali yılı Ulusal Güvenlik Bütçesi tasarısını 217 “evet” oyuna karşı 209 “hayır” oyuyla kabul etti. Tasarı, ABD’nin diğer ülkelere sağlayacağı güvenlik yardımlarını da kapsarken, Ermenistan’a yönelik güvenlik desteğinin artırılmasına ilişkin hükümler de içeriyor.
Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), tasarının kabul edilmesini memnuniyetle karşılarken, ABD Senatosu’na çağrıda bulunarak Ermenistan’a ilişkin maddelerin nihai metinde korunmasını istedi.
Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği “2027 Mali Yılı Ulusal Güvenlik, Dışişleri Bakanlığı ve İlgili Programların Finansmanı” yasa tasarısında, Güney Kafkasya ülkelerine ayrılacak kaynakların bölgede barış, istikrar, iş birliği ve ABD’nin stratejik çıkarlarını desteklemesi gerektiği vurgulandı.
Tasarı kapsamında Ermenistan için Uluslararası Askeri Eğitim ve Öğretim (IMET) ile Yabancı Askeri Finansman (FMF) programlarına ayrılan fonların artırılması öneriliyor.
Ermenistan’la ilgili tasarıya beş ayrı önerge sunuldu.
Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Darrell Issa, Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik düşmanca adımlar atması halinde Azerbaycanlı yetkililer, kurumlar ve mali ağlara yaptırım uygulanmasını önerirken, aynı zamanda barış sürecine destek verilmesini istedi.
Demokrat Kongre Üyesi Gabe Amo da Azerbaycan’a yapılacak yardımların, Savunma Bakanı’nın belirli koşulların yerine getirildiğini onaylaması şartına bağlanmasını önerdi. Bu koşullar arasında Azerbaycan güçlerinin Ermenistan topraklarından çekilmesi, Ermeni savaş esirlerinin serbest bırakılması, Karabağ Ermenilerinin geri dönüş hakkının tanınması ve Ermeni kültürel mirasının korunmasına yönelik taahhütler yer alıyor.
Kongre Üyesi Brad Sherman, ABD’nin elindeki tüm diplomatik araçları kullanarak Azerbaycan’da tutulan Ermeni tutukluların serbest bırakılması için girişimde bulunmasını önerdi.
Benzer içerikte bir önerge sunan Kongre Üyesi Frank Pallone ise buna ek olarak Ermeni kültürel mirasının korunmasına yönelik güvence sağlanmasını talep etti.
Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi, tasarının kabulünün ABD’nin Ermenistan’ı stratejik ortak olarak gördüğünün göstergesi olduğunu belirterek, bunun iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğini güçlendirebileceğini ifade etti.
Tasarı, Temsilciler Meclisi’ndeki onayın ardından ABD Senatosu’nun gündemine gelecek. ANCA, Senato’ya Ermenistan’la ilgili maddelerin nihai yasa metninde korunması çağrısında bulundu.
Son yıllarda Washington, Ermenistan’a siber güvenlik, sınır güvenliği ve enerji alanlarında 20 milyon doların üzerinde güvenlik desteği sağladı. Ayrıca iki ülke arasında, askeri reformlara destek, savunma teçhizatı tedariki imkanları ve yıllık ortak askeri tatbikatları öngören Kapsamlı Stratejik Ortaklık Şartı da imzalandı.
Siyaset bilimci Areg Koçinyan, Ermenistan ile ABD arasındaki ilişkilerin son yıllarda stratejik açıdan yeni bir seviyeye ulaştığını belirtti.
Koçinyan, “Son üç yılda Ermenistan-ABD ilişkileri benzeri görülmemiş bir hızla gelişti. Yaklaşık üç yıl önce stratejik diyalog düzeyinden başladık; bu ortaklığın en alt seviyesiydi. Ardından ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine taşıdık ve üç önemli alanda üç bildiri imzaladık. Bugün ise kapsamlı stratejik ortaklık seviyesine ulaştık. ABD’nin ilişki sınıflandırmasına baktığımda bir sonraki aşamanın MNNA (NATO Dışı Önemli Müttefik) statüsü olduğunu görüyorum. Bu da fiilen resmi müttefiklik ilişkileri anlamına geliyor.” dedi.
Uzmanlara göre ABD’nin Ermenistan’a artan ilgisinin temelinde jeostratejik nedenler bulunuyor. Buna göre, Trans-Hazar Orta Koridoru’nun Batı’ya uzanan en kısa güzergâhı Ermenistan’dan geçiyor.
Koçinyan, “Washington’daki geniş bir uzman ve siyasi çevre, Orta Koridor ya da Trans-Hazar ulaşım hatlarını Avrasya’nın geleceğinde kilit öneme sahip görüyor. Bu koridorların Batı’ya ulaşması için en kısa rota Ermenistan’dan geçiyor. Gürcistan üzerinden geçecek alternatif ise şu anda Washington’da eskisi kadar destek görmüyor.” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, ABD’nin sağladığı güvenlik desteğinin kapsamı ne olursa olsun, Ermenistan’ın güvenlik mimarisinin TRIPP programı ile de şekillendiğini ve bu programın mevcut aşamada ülkenin güvenliği açısından en önemli güvencelerden biri olarak değerlendirildiğini belirtiyor.







